Ömer avşar

Ömer avşar
Eczacı
İSTANBUL
İSTANBUL
24 okur puanı
Ağustos 2024 tarihinde katıldı
“Öyle ya, dans etmek isteğini bile duymazken, yaşamanın seni ne çok sıkıntıya soktuğunu söylemeye nasıl dilin varıyor bilmem... Yaşam hakkında ne ilginç görüşlerin varmış meğer! Anladığım kadarıyla hep çetin ve karmaşık şeyler peşinde koşmuşsun, basit şeyleri hiç öğreneyim dememişsin. Zamanın mı yoktu, yoksa hevesin mi? Tanrıya şükür annen değilim. Ama bütün yönleriyle hayatın tadına bakmışsın da şöyle tatlı bir yanını bulamamışsın gibi yapman, yo yo, bu kadarı da fazla!”
Reklam
“İnsanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez.' Ne anlamlı bir söz, değil mi? Yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar, suda değil. Ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur."
...Gazi bu açıklamanın ardından rakı bardağını halka doğru kaldırıp şöyle der: "Eskiden bunun bin katını çöplüklerde gizli gizli içerek türlü fesatları yapan ikiyüzlü sahtekarlar vardı. Ben sahtekar değilim. Ulusumun şerefine içiyorum."
“Quod licet Iovi, non licet bovi” Yani "Jüpiter'e serbesttir... davara değil" Aynı davranış güçlü biri yapınca hoş görülür, Ama güçsüz biri yapınca cezalandırılır, yadırganır, küçümsenir.
Firavun halkına “Ena rabbukumul aʿlā” (Ben sizin en yüce Rabbinizim) (Naziat Suresi 24.ayet) diye seslenirdi. Bu, Türkiye’de herhangi bir konum edinen insanların, sözde kendilerinden “daha düşük” olan halka sesleniş biçimi değil mi? “Konum” dedim diye yalnızca büyük siyasetçileri düşünmeyin; herhangi bir konum olabilir: meslekler, pozisyonlar… İrfan sahibi olmak, medeniyetin en büyük göstergesidir. Aynı zamanda zekânın da. Medeni ve zeki bir toplum olmadığımızı zaten biliyoruz; fakat irfan sahibi de değiliz.
Reklam