Ömer Şahin

Ömer Şahin
@omermessage
When you look carefully enough, no one is normal.
Export Specialist
Master
Gaziantep
16 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
"...Şimdi ve burada olmak, yani yaşamı özümsemek. İnsanın varlığını anlamlandıran, taçlandıran, zenginleştiren en büyük hikmet belki de. Biz çoğu zaman bir zorlukla karşılaştığımızda ve onu yendiğimizde, o anın yani başarmanın kıymetini yaşamıyoruz, düşünmeden ve üzerinde durmadan geçiyoruz. Güzel zamanların, neşelerin, kötü anların ve hüznün de bir şifası var. Biz bu zamanların kıymetini bilmeden, sanki ayakkabımız kirlenmesin diye çamurun üzerinden atlar gibi atlıyoruz. Sonra ne mi oluyor? Orada olamamanın eksikliği, yarası ya da travması, ne derseniz deyin, dün gibi çıkıveriyor bizim karşımıza. Bugün çıkıyor. Ansızın, hiddetle ve sertçe çıkıyor. Modern psikoterapi bu sebeple yas dönemini önemsiyor ve mutlaka yaşanması gerektiğini söylüyor. Buradaki yaşamak, elbette hissetmek, düşünmek ve biraz da olsa kendin kalabilmek." Kemal Sayar
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Zeki ve bilgili olan konuşur;akıllı ve marifetli olan dinler." J. Hendrix
"Ey âşık, beklemeyi bil! Âşkını sözlere boğma, susmayı bil! Sevdiğin, sen onu çağırmayı bilirsen gelecektir. Âşkın kanatlarıyla uçarken gürültü etme, sessizliği incitme. Ne mutlu sana ki seviyorsun, sevebiliyorsun. Büyük bir armağan almışssın ötelerden. Yazıklanıp da melekleri küstürme."
"Aslında her şey kendi derinliği içinde yaşamaya ve yaşanmaya devam ediyor. Bütün bunlardan yüz çeviren biziz. Hissetmeyen, farketmeyen, ayrıntıların peşine hiç düşmeyen, anlamaya, anlamlandırmaya gayret etmeyen biziz. Her şeyi daha anlamlı yaşamaktan korkan, gerçeği yaşamanın insanı incittiğine, yorduğuna, kırdığına, canını sıktığına, şu kör akıntının gerisinde bıraktığına inanan ve bütün bu korkularla kendi hayatından kaçan biziz. Gözünü kapayan, kulağını tıkayan, kalbini kırk kilitle kilitleyen biziz. Bütün bunları düşünmemek için her şeyi gürültüye boğan biziz. Hiçbir şey kaçmıyor bizden, kendi hayatının firarisi olan biziz. Bir ömür kalbinin bir göz odasında oturan ve oradan alemi bütün genişliğiyle içine çeken insanlar da var. “Gafletin senden hep bir adım önde giderken” dedi meczup, “kaç bakalım nereye kaçacaksın ?" Gökhan Özcan
“Sanki yaşamıyoruz hiç” dedi beyaz saçlı adam, “sadece bize ayrılan vakti dolduruyoruz!” Güneş görmeyen çiçekler gibiyiz, bir şekilde varlığımızı sürdürüyor ama hiç çiçek açmıyoruz. “Bir mısra yazabilmek için insan, birçok şehir görmeli, insanları, nesneleri görmeli, hayvanları tanımalı, kuşların nasıl uçtuğunu hissetmeli, küçük çiçeklerin sabahları açarken nasıl titreştiğini bilmeli. İnsan, bilinmeyen yerlerdeki yolları, beklenmedik rastlantıları ve uzun zamandır yaklaşmakta olduğunu sezdiği ayrılıkları düşünebilmeli, hâlâ anlaşılmamış çocukluk günlerini; sevindirici bir şey söylediklerinde anlamayıp kırdığımız anne babaları; o kadar çok, derin ve ağır değişimlerle garip, tuhaf başlayan çocukluk hastalıklarını; sessiz ve kapanık odalarda geçen günleri; deniz kıyısındaki sabahları; denizi, denizleri; yukarılarda çağıldayan, yıldızlarla uçuşan yolculuk gecelerini düşünebilmeli” diye yazmış Rainer Maria Rilke, şaheser kitabı Malte Laurids Brigge’nin Notları’nda..." G. Özcan