Sevginin davranışa yansıma şeklini daha çok sevgi nesnesi belirler. "Bir insanı kişiliği sebebiyle mi yoksa sahip olduğu sıfatlardan dolayı mı seviyoruz?" sorusu bu konuda önemli bir sorudur. Eğer duyduğumuz his, o kişinin karakterine yönelik bir sevgiyse daha kalıcıdır. Ama asıl sevdiğimiz muhatabımızın sıfatlarıysa, o sıfat olmadığında muhabbet de biter.
Batının duygusal zeka kavramından önce ortaya koyduğu soyut ölçüler, nesnel zevkleri kapsıyordu. Fakat duygusal zeka ile birlikte Batı'da daha önce hiç savunulmadığı şekilde erteleme duygusu ön plana çıkarıldı ve zevklere sınır koyuldu. Bu da duyguların eğitimi kavramını ortaya çıkardı. Oysa bu kavram, Doğu öğretilerinde yüzyıllardır 'NEFİS TERBİYESİ' adıyla yer almaktaydı.