"...Vaktiyle güzeli görenler gördüklerini tefekkür ederek, içlerine iyice sindirerek, kendilerine katarak hallerinde, lisanlarında, insanlıklarında görünür kılmaya gayret ederlerdi. Şimdi bir güzellik gören onu kaydederek hemen başkalarıyla paylaşmanın, güzelliği gördüğünü aleme göstermenin, güzelliği ilk gören, ilk farkeden olmanın sosyal getirisini toplamanın derdinde, telaşında... Çünkü elindeki güzelliği pazara sürüp beğenileri topladıktan sonra hiç vakit kaybetmeyip yeni güzellik avına çıkmak icap ediyor. Bu zamanın adeti böyle, sürümden kazanmaya oynanıyor. Dolayısıyla güzellik hiç kimsenin kişiliğinde yerleşmiyor, uzun boylu konaklamıyor, pürtelaş dolaşıma çıkarılıyor. Yine dolayısıyla güzelliğin sürümünden aslında hiç kimse kayda değer bir gerçek kazanç elde edemiyor. Çünkü sürekli el değiştiriyor. Hiçbir elde kök salamıyor, filizlenemiyor, yükselemiyor..."
Gökhan Özcan