Ömer Şahin

Ömer Şahin
@omermessage
When you look carefully enough, no one is normal.
Export Specialist
Master
Gaziantep
16 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
“Sanki yaşamıyoruz hiç” dedi beyaz saçlı adam, “sadece bize ayrılan vakti dolduruyoruz!” Güneş görmeyen çiçekler gibiyiz, bir şekilde varlığımızı sürdürüyor ama hiç çiçek açmıyoruz. “Bir mısra yazabilmek için insan, birçok şehir görmeli, insanları, nesneleri görmeli, hayvanları tanımalı, kuşların nasıl uçtuğunu hissetmeli, küçük çiçeklerin sabahları açarken nasıl titreştiğini bilmeli. İnsan, bilinmeyen yerlerdeki yolları, beklenmedik rastlantıları ve uzun zamandır yaklaşmakta olduğunu sezdiği ayrılıkları düşünebilmeli, hâlâ anlaşılmamış çocukluk günlerini; sevindirici bir şey söylediklerinde anlamayıp kırdığımız anne babaları; o kadar çok, derin ve ağır değişimlerle garip, tuhaf başlayan çocukluk hastalıklarını; sessiz ve kapanık odalarda geçen günleri; deniz kıyısındaki sabahları; denizi, denizleri; yukarılarda çağıldayan, yıldızlarla uçuşan yolculuk gecelerini düşünebilmeli” diye yazmış Rainer Maria Rilke, şaheser kitabı Malte Laurids Brigge’nin Notları’nda..." G. Özcan
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"...Hayatı neden içinde anlamı olan, iz bırakan, içimize dokunan şeyler yaşanamayacak bir hale getirdik? Bunu neden yaptık? Neden razı olduk bu çözülmeye? Ve neden hâlâ seyirciyiz her şeyin bu kadar içsiz, içeriksiz, anlamsız, ezbere geçip gitmesine? Bu boşu boşunalığı örtmek için hayatımızın her tarafına takıp takıştırdığımız bütün o süslemeler, bütün o makyaj, bütün o asılsız şaşaa, her şeyi daha da acınası bir hale getirmiyor mu? Bir yerde durup düşünmeyecek miyiz hiç? Anlamı aramak, yaşamaya değer bir şeyler yaşamak, sonrasında hatırlamaya değecek bir şeyler biriktirmek için hiçbir şey yapmayacak mıyız gerçekten?.." G. Özcan
"Geriye dönüp tek tek bakalım her birimiz, hatırlamaya değer ne var yaşadıklarımız arasında? Hafızamızda sarıp sarmalayarak saklamaya, sonra çıkarıp hatırlamaya değer ne var? Bize hâlâ dokunan, aklımızda, kalbimizde, hikayemizde iz bırakan ne var? Biriktirmeye değecek, hatırlanmaya değecek, zamanın içinde yürüyüp giderken hep yanımızda taşımaya değecek ne kadar az şey yaşıyoruz biz. Neden gelip geçen, bize hiçbir şey bırakmadan silinip giden şeylerle tükenip gidiyor bütün zamanımız? Ve bunun tam da böyle olduğunu bilip duruyorken; neden itiraz dahi etmiyoruz bu boşunalığa hiç birimiz?..." Gökhan Özcan
"Sosyal medya, insanların çok kolaylıkla –mış gibi davranabildiği bir mecra. Orada olduğumuz gibi değil, olmak istediğimiz gibi davranıyoruz. Aslında kişiliğimizde göstermek istediğimiz tarafları yansıtıyor ya da kendi kişiliğimizi cilalatıp parlatıyoruz. Kimlik egzersizi gibi herkes kendinin ne olabileceğini biraz orada göstermeye çalışıyor. Kendimize ait hayallerimizi, ümitlerimizi ve beklentilerimizi oraya yansıtıyoruz. Göründüğümüz kadar var olduğumuzu zannettiğimiz bir çağda yaşıyoruz." Kemal Sayar
"Renk körü dediğimiz insanlar renkleri görmez değildir, sadece bizden farklı görürler. Asıl renk körlüğü hayatın ve insanın sonsuz çeşitlilikteki renklerini görmemek, görememektir. Bir rengin içinde bin bir renk gören, çevresine güzellikten bir koza ören insanlar da var. “Bir kere güzeli gerçekten görse idin” dedi meczup, “bir daha çirkinlik görmez idin!” Gökhan Özcan