Yaşamın bir varsayımdı. Yaşlanıp ölenler bir geçmiş yığınıdır. İnsan onları düşününce, oldukları şey gelir gözünün önüne. Seni düşününce olabileceğin şey geliyor. Sen bir olasılık yığını oldun, hep öyle kalacaksın.
Sen çok seyrek haksız çıkardın, çünkü az konuşurdun. Az konuşurdun, çünkü dışarı az çıkardın. Çıktığında da dinler, bakardın. Artık hep haklı olacaksın, çünkü bir daha konuşmayacaksın.
İnsanları biribiriyle kaynaştırmak için duygudan ve kamuoyu korkusundan daha güçlü bir şey vardır. Namussuzluk. Namussuzluğun bir hak olduğunu açık açık söylemek, vatandaşı baştan çıkararak peşinizden sürüklemek için en iyi yoldur.
KİRİLLOV: Yaşam güzel değildir, öbür dünya da yoktur. Tanrı ise, ölmeden önceki korku ve acının doğurduğu bir hayalettir. Özgür olması için acının, korkunun üstesinden gelmeli insan, kendisini öldürmeli. Böylece Tanrı diye bir şey kalmaz artık, insan da özgürlüğüne kavuşur. Ve tarih ikiye ayrılır: gorilden Tanrının yıkılmasına, Tanrının yıkılmasından insanın Tanrılaşmasına kadar. Kendini öldürmeye kalkan biri Tanrıdır artık.