KİRİLLOV: Yaşam güzel değildir, öbür dünya da yoktur. Tanrı ise, ölmeden önceki korku ve acının doğurduğu bir hayalettir. Özgür olması için acının, korkunun üstesinden gelmeli insan, kendisini öldürmeli. Böylece Tanrı diye bir şey kalmaz artık, insan da özgürlüğüne kavuşur. Ve tarih ikiye ayrılır: gorilden Tanrının yıkılmasına, Tanrının yıkılmasından insanın Tanrılaşmasına kadar. Kendini öldürmeye kalkan biri Tanrıdır artık.
KİRİLLOV: İnsanlar yaşamak için bir neden olduğuna inanırlar.
GRİGORYEV: Yok mudur sizce?
KİRİLLOV: Hayır yoktur, onun için özgürüz. Ha ölmek, ha yaşamak, fark etmez.
Kadın, dirseğini tahta sıranın arkalığına dayamış, tekerlek yüzünü avucunun içine almıştı. Nerden geldiği belirsiz bir ışığın hafifçe aydınlattığı kocasına bakıyor, ona acıyordu. Öyle geliyordu ki şu anda kocası dünyanın en büyük ıstırabı içindedir: Hıncahınç trenlerde üç günden beri, karısıyla çocuklarının rahatını sağlamaya çalışmıştı... Kadın biliyordu ki, kpcadı, işsiz ve fakir bir baba olmanın dehşetli azabı içindedir.