Ömer Erşat

Ömer Erşat
@omersad
Öğrenci
İstanbul
49 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Kadın, dirseğini tahta sıranın arkalığına dayamış, tekerlek yüzünü avucunun içine almıştı. Nerden geldiği belirsiz bir ışığın hafifçe aydınlattığı kocasına bakıyor, ona acıyordu. Öyle geliyordu ki şu anda kocası dünyanın en büyük ıstırabı içindedir: Hıncahınç trenlerde üç günden beri, karısıyla çocuklarının rahatını sağlamaya çalışmıştı... Kadın biliyordu ki, kpcadı, işsiz ve fakir bir baba olmanın dehşetli azabı içindedir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"... Beyefendi! Her yerde insanlar... Koşuyorlar, gidiyorlar, geliyorlar, tutuyorlar, koparıyorlar... Yığın yığın, vıcık vıcık, sürü sürü insanlar... Üzerinize atlıyor, lokmanızı ağzınızdan kapıyorlar beyefendi. Beyefendi, insanlar kurt gibi, kurtlar gibi saldırıyorlar beyefendi!"
"Düşünsene Chani. O Prenses, Paul'ün soyadını taşısa da, bir odalık gibi bile yaşayamayacak... evli olduğu adamdan asla sevgi göremeyecek. Oysa biz Chani, biz odalık unvanını taşısak da... tarihe eşler olarak geçeceğiz."
İnsan bilinçaltının derinliklerinde, anlamlı ve mantığa uygun bir evrene duyulan ihtiyaç yatar. Ama gerçek evren, mantığın hep bir adım ötesindedir.
Jessica'nın başı dönmeyr başladı; etrafa sessizlik çökmüştü. Vücudunun her hücresi, ona çok derin bir şey olduğunu kabul ediyordu. Jessica bilinçli bir zerrecik olduğunu, atomaltı parçacıklardan bile küçük olduğunu, ama yine de hareket edebildiğini, etrafının farkında olabildiğini hissediyordu. Sanki gözlerindeki perdeler bir anda kalkmıştı... kendinin psikokinestetik bir uzantısının farkına varıyordu. O hem bir zerrecikti hem de değildi.