Bir hangar dolusu güvercin
Viyana önlerine gidiyor gibi
Bir usta nakışlarını oyuyor
Gövdelerimizin içinden geçen mermere 'dedenin dedesinin dedesi...
çıkık elmacık kemikleriyle çekik gözleriyle
ve müslümandılar.
Zulüm dolu Rus ve Çin yüklenmesi etinle evinle döllerinle ölülerinle bize benzeyin değişin demekteydiler bize.
ya da ölün sanlmadan birbirinize mezarsız ve tersyüz edilmiş ölümlerle
yatağınızda denizde boğulur gibi
tarlanızda mahzene basılıp boğdurulur gibin
uykunuzda toprak altında kalır gibi
ve bohçalarınızı açamadan. Ne baş örtüleri işlemişti genç kızlar
Nerede o başlarını yana eğip yıldırım gibi koşan çocuklar.
Ürkütülen hayvanlar evin besini tanrı emanetleri tarlalar
Ulu çınarların altında binlik ihtiyarlar.
Boyuna alıyor değiştiriyor ayırıyor öldürüyor ve öldürüyorlardı.
Bana kendine dikkat et dedi suskun duruyorken. Başımı kaldırıp olur dedim.
Ve o zaman daha önce hiç bu kadar büyüğünü görmediğimi düşündüm: yalnızlığın.
Büyük edep suçu İşleyen kölene: "ahirette kısas korkusu olmasaydı seni şu misvakla incitirdim" diyen Sen, Allah'ın bütün insanlara elçisi, Sevgili Peygamberimiz.