Suç ve Ceza benim yıllardır başlayıp da bitiremediğim kült eserlerden birisiydi. Rus Edebiyatı’nın karamsar ve boğuk havası için ayrıca uzun uzun betimlemeler ve sayfalarla dolu romanlar için biraz daha beklemem gerektiğini düşünüyordum her seferinde. Artık vaktin geldiğini sezerek Rus Edebiyatı’na Suç ve Ceza ile bir başlangıç yaptım. Öncelikle romanın başkarakteri Rodion Romaniç Raskolnikov (Bazen Rodya oluyor kısaca Raskolnikov diyelim) tam olarak modern çağdaki yalnızlaşmış insan tipini çok güzel yansıtıyor. İçinde rahatça yürüyemeyeceği bir tavan dairesinde yaşayan Raskolnikov yatağından çıkmadığı uzun ve düşünceli günler sonucu hikaye sonunda bile hala suç olarak görmediği bir cinayet işliyor. Genel konu bu cinayetin memurlar tarafından araştırılması ve Raskolnikov’un karmaşık psikolojisinin yansıtılması ikilemiyle devam ediyor. Arada yazarın konuşmalar arasına sıkıştırdığı toplumsal mesajlar ise 19.yüzyıldan bugüne ışık tutuyor. Aradan yıllar geçmesine rağmen Dostoyevski’nin bu göndermelerinin hala geçerli olduğunu düşünüyorum. Son olarak yardımsever Razumihin karakterine saygılar sunuyor, Pyotor Petroviç’e kendisini yok etmesi için bir tabanca bırakıyorum.
Doğuştan eğlenceli, neşeli ve dünyayı seven bir karakteri vardı ama kesintisiz talihsizlikler ve başarısızlıklar onun yeryüzündeki herkesin mutluluk içinde yaşamaya cesaret etmemesini öyle ateşli bir şekilde istemesine yol açmıştı ki hayattaki en küçük uyumsuzluk, en küçük başarısızlık onu hemen bir tür deliliğe sürüklüyordu ve o bir anda, en parlak umut ve fantazilerden sonra, kadere lanet etmeye, eline ne geçerse, her şeyi kırıp dökmeye ve başını duvardan duvara vurmaya başlıyordu.