Yeni, aşılması imkansız bir his her geçen an onu gitgide sarıyordu. Sonsuz, neredeyse fiziksel bir tiksintiydi bu, karşısına çıkan ve çevresindeki her şeye ısrarlı, hain nefret dolu bir tiksinti. Karşısına çıkan herkes iğrençti; yüzleri, yürüyüşleri, hareketleri iğrençti. Biri onunla konuşmaya kalksaydı, herhalde kim olursa olsun suratına tükürürdü, ısırırdı…
Ömer Hayyam müridinin ardından,öteki dostları için de yaptığı gibi,aynı vakar,aynı tevekkül,aynı edepli üzüntüyle gözyaşı döktü. “Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına, bizden birkaç kadeh önce sızıp gittiler.”