Önce Sadullah'ı savurdular, sonra Şefika'nın cesedini. En arkada kalan keman kutusunu fırlattı. Kapı kapandı. Tiren olan bitenden habersiz hasret kavuşturmaya gidiyordu. Bir acı düdük, sanki bir feryat tipinin içinde uzadıkça uzadı. Sadullah toparlandı, Şefika'nın yanına vardı. Yanağını yanağına dayadı, "Kadersizim" diye ağladı. Yanak soğumuş, gözler yumulmuştu.
Şefika iyice zayıflamış.
Karısını kucakladı.
Tipinin içine doğru yürümeye başladı.
Gitti, gitti, kayboldu.
Kar keman kutusunun üzerini ağır ağır kapatıyordu.
Mızıkanın nağmeleri otel penceresinden sızıp kasabanın dumanı tüten kırmızı kiremitli damlarına doğru yayılmaya başladı. Nereye kadar gider bu ses, kime ulaşır?