Gün aşık olmuş geceye. Gece de yakamoz düşürmüş denize. Ne gün erişebilmiş geceye, ne de gece kavuşabilmiş gündüze. Birbirlerini hiç görememişler belki de. Ama engel olmamış bu aralarındaki sevgiye. Varlıklarını hissetmeleri bile yetmiş kendilerine. Bazen, gün isyan edip yakmış ortalığı gece de özleminden tüm ışığını söndürmüş gökyüzünden. İkisi de bulutlara yükleyip hüzünlerini tüm yeryüzüne yağdırmışlar gözyaşlarını. Yine de vazgeçmemiş sevdasından ikisi de sonsuza dek birbirlerini göremeyeceklerini bilseler de. Ben geceyim işte, senin için yakamoz düşürüyorum bol bol denize. Benden çok uzaklarda olsanda, ben gelirim senin bensiz kıyılarına. Yokluğundan soyunup, varlığını giyerim üstüme. Gelirim, derin, sessiz uykularına..
Mesela yanı... Mesela diyorum; bu gece bir delilik yapsam. Bıraksam mutfakta biriken bulaşıkları, çeksem arkamdan kapıyı kadın başıma gitsem bir meyhaneye; dağıtsam. Fonda bir masa, arkada Sezen'in şarkıları çalsa; ben ağlasam şişenin dibine dibine vursam! Mesela diyorum; sokaktan tüm erkekleri kovsam bu gece, bir gecelik evlerinde otursalar... Korkmadan dolaşsam bütün şehri, kimse dokunmasa bana, mesela bir sandalda sabahlasam! Alabildiğince kadın alabildiğince özgür olsam! Küfür etsem ağız dolusu utanmasam; şehre isyanımı haykırsam... kim bilir kaç kez satılmıştır bu dünyanın, anası! Mesela diyorum; bu gece de ben babasını satsam! Mesela yani. Mesela diyorum.!
Ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında. Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır… bırak, gitsin. bırak, git… Zaman geçtikçe acının azalması gerekirken daha da artması çok garip. İşin kötüsü ne biliyor musun, yıllar sonra aklıma gelince küçüktüm işte deyip kendimi teselli edemeyeceğim. Çünkü ben seni gayet aklı başında sevdim.. İşte birinin hayatının neresinde olduğumu çözemediğim zaman hiçbir yerinde olmamayı garantilerim çünkü belirsizlik değersizliktir. Ve sen ben de bu kadar değerliyken.!