Bazı şeyleri susarak anlatmayı daha çok seviyorum. Bakışlarımla, mimiklerimle, duruşumla, konuşsam kimse anlamaz, anlayamaz dinlemez, umursamaz mesela.. Düşüncelerimin önemsenmiyor oluşu beni özümle baş başa bırakır hep, özüm demişken, kendimi tanıyamadığım zamanların tavan kısımlarındayım. Sürekli kendimden bahsediyorum, sürekli düşüncelerimden arınmak istiyorum, haketmedigim şeyler yaşıyorum, tanıdığım sandigim insanları meğer hiç tanimamisim. Kalabalıkta etmiyorum, kendi sesimi dahi duyasım yok, hele insanlara hiç tahammülüm yok. Öyle şeyler oluyor ki “insan” kavramından soğutuyorlar beni peki, insan ne demek ¿ sürekli başkalarını yargılayan, hastalıklarıyla, yaşadıklarıyla dalga geçen saçma bir yaratık mı? bana kalırsa bunlar sadece tek hücreli olabilir. O tek hücrelerinide kendilerini geliştirmek için değil, yargılamak için kullanırlar. Kapasiteniz buna yettiği müddet boyunca n’olur benimle iletişim kurmayın zaten beyin köklerim dahi zonkluyorken sizinle uğraşamam. İnsan dediğimiz varlık her şeyden biraz biraz iyiden kötüden acıdan tatlıdan sevinçten hüzünden zenginlikten yoksulluktan hastalıktan sağlıktan candan canandan aşktan nefretten.. İnsan dedik ya insan, hem melekten hem şeytandan.. işte böyle kabul edin, kimse sizin sandığınız kadar iyi olamaz. Ancak olayımız şu ki, kötülüğünü size kullanmayan insanlar var.. Ben susuyorum, sustukça susmaya özüme çekilmeye devam ediyorum bakışlarım, mimiklerim ve duruşlarımla anlattıklarım bu kadar. Ah bir de konuşabilsem keşke..!