Öykülerden oluşuyor. Oldum olası tek kitapta birden fazla öykü olmasını sevmem. Kitaptan uzaklaştırır. Bundan dolayı mıdır yoksa cidden önceki kitapları gibi çok daha uzun soluklu ve bana göre kaliteli bir yapım olmayışından mıdır bilemem, çok beğenemedim. Kısa diye okuyup bitirdim ki bu da benim 1 saatime mâl oldu. Öyküler:
1- Fransa'daki bir liman kentinde gezinen bir Almanın, Alman şarkı seslerini duyarak denizci mahallesine girmesi ve hayatlara tanık olması.
2- Patronuna aşırı bağlı olan bir kadının (kitap onun kadına benzemeyen biri olduğunu söylüyor) en sonunda bu bağlılık nedeniyle sıkıntılı bir sürece girmesi.
3- İspanya'daki bir savaşta yaralanan Fransız bir askerin (Napoleon'dan rütbeli) tüm ölülerin ortasında hayatta kalmaya çalışması.
4- Leman gölünden kurtarılan Rus esirin vatan aşkıyla yanıp tutuşması.
5- Yaşıtları üniversiteye geçmişken hâlâ lisede takılıp kalan bir öğrencinin öğretmenine duyduğu sinir ve gelişen olaylar.
Yer yer uykumun geldiği yer yer de hmm dediğim bir kitaptı. Okumasanız kaybedeceğiniz bir şeyin olmadığını düşünüyorum. Ancak bambaşka hikâyeler görmek insanı bana kalırsa dünyadan haberdar olmamıza yarıyor. Beynimizin bilmediğimiz bir noktasında depolanıyor her şey. Gerekliler kalıyor, gereksizler gidiyor. Umarım gereklidir.