Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür hanım? Şükrü Erbaş
Şiir
mekke medine aşkıyla yanıp tutuşan bir arkadaşım "ben gidemiyorum bari sen git" diye hacca gitmem için çok ısrar etti, cesaret verdi. ben de şartları zorladım, bir yolunu buldum ve gittim elhamdülillah.. medine'deyken arkadaşımı aradığımda çok ağladı, hasretini dile getirdi, benim de içim yandı. o haldeyken mescid-i nebevi'ye gittim. gittiğimde, orada bulunan yaşayan sadatlardan heybet, vekâr ve âşk sahibi bir zâtın yanına oturmak için müsaâde istedim, arkadaşımın hasretini anlattım, kendisine duâ istedim. mübârek dinledi, dinledi, bir süre sessiz kaldı anlatmaya başladı. gençliğimde ben de öyleydim. mekke medine âşkı ile yanıp tutuşuyordum fakat gitmeye de bir çare bulamıyordum. resimlere, krokilere bakıyordum, mübârek beldelerin bütün cadde sokaklarını ezberlemiştim. bütün mahalleler, bütün oteller aklımdaydı, hayalimde hep oraları dolaşıyordum. gizli gizli ağlıyordum, gece olduğunda evde duramıyordum, dağlara çıkıp kurda kuşa sesleniyordum. kışın bile soğuk su içiyordum, o da kandırmıyordu.. ahhh bir görseydim. hazret-i resulullah aleyhissalâtu vesselâm'ın , ashâbının gezdiği yerleri gezseydim o'nun değdiği tozlar üzerime değseydi. o topraklarda güneş o'nu yaktığı gibi beni de yaksaydı, o'nun ravzasında o'na selâm verseydim. gözyaşlarımı o'nun cennet bahçesindeki halılara akıtsaydım. cennet-ül bâki'deki ashâba selam verip "Allâh sizden râzı olsun, bize ne güzel bir miras bıraktınız" diyebilseydim. sonra Allâhû teâlâ bana buranın kapılarını açtı elhamdülillah. ilk geldiğim seneler hiç araç kullanmadım, karış karış her tarafını gezdim ve defalarca da gelmek nâsip oldu, elhamdülillah yine buradayım vuslât çok hoş, buyurdular. sonra bir miktar tefekkür edip, acaba o hâlim mi iyiydi, bu hâlim mi iyidir karar veremiyorum, buyurdular. Allâhû teâlâ ayeti kerime'de "her şey
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ve rahlelere sığan anlamlar vardı. Tutup bir kılcalın ayetine aşk öğretirsin sanmıştım. Öyle güzel gittin ki, Tüm sureler kamaştı anne. “logos”, “varlık”, “töz”, “insanlaşma”, “medeniyet krizi” vadi talep seyridir düşerken incitmeyen mi? Kanayan güzel kanamış israf olmasın için benim yaşadığıma da ömür dediler. Attâr’ın vadisinde kelimeler kanatlarını yitirir, ama düşüş bile bir terbiyedir orada; ve ben biliyorum: düşmek incitmez, asıl incinen şey düşmeden önceki “tamlık” sanrısıdır. İçim pıhtısını unutmuş bjr şeyler; "abartamayanlardanım."
Ah'lar dünyası
Bazı insanlar şehirlerde yaşar, bazıları evlerde, bazıları ise yıllardır içlerinden çıkamadıkları bir duygunun içinde. Ben uzun zamandır ah'lar dünyasında yaşıyorum. Haritalarda yeri olmayan, hiçbir trenin uğramadığı, hiçbir navigasyonun tarif edemediği bir yer burası. Sokakları yarım kalmış konuşmalarla döşeli, kaldırımlarında dönmeyen insanların ayak izleri var. Burada her köşe başında bir "keşke" oturur, her pencereden bir özlem dışarı bakar. İnsan yürüdükçe geçmişine rastlar. Bazen bir çocuğun gözlerinde kendi çocukluğunu görür, bazen bir yabancının sessizliğinde kendi suskunluğunu. Çünkü bu dünya, kaybettiklerimizin ve söyleyemediklerimizin kurduğu görünmez bir ülke gibidir. Ne kadar uzaklaşmaya çalışırsan çalış, akşam olunca yine aynı sokaklara dönersin. Benim ah'larımın çoğu bir insanın ardından değil, bir ihtimalin ardından yükseldi. Çünkü bazen insan sevdiği kişiyi değil, onunla kurduğu hayali kaybeder. Bir gün birlikte yürüneceğini düşündüğü yolları, birlikte bakılacağını hayal ettiği gökyüzünü, birlikte susulacağını sandığı akşamları kaybeder. Sonra geriye yalnızca gerçekle hayalin arasındaki o uzun mesafe kalır. İnsan birini kaybettiğinde ağlar belki ama bir ihtimali kaybettiğinde içinde sessiz bir mezarlık kurulur. Orada gömülü olan şey bir insan değildir; yaşanabilecekken yaşanamayan bütün hayatlardır. İnsanlar ah'ların yalnızca üzüntüden doğduğunu sanıyor. Oysa en büyük ah'lar çoğu zaman öfkeden doğar. Bir zamanlar seni sevdiğini söyleyen birinin ardına bile bakmadan gitmesine, yıllarını verdiğin şeylerin bir cümleyle yok sayılmasına, içindeki çocuğun ihtiyaç duyduğu sevgiyi alamamasına duyulan öfkeden... Çünkü bazı yaralar kanamaz, bazı yaralar kızdırır. İnsan bazen ağlamaktan değil, öfkelenmekten yorulur. İçinde sürekli "Neden?" diye soran bir sesle
Yağmur yağıyor Ömür hanım...gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...Ve ben sonsuz bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından?
Beklerdim
Bir yazı kış ederim, Bir gülüşüne ömür derdim, Bir çift sözün hatırına, Koca bir dünyayı terk ederim. Beklerdim seni, Geceyi sabah ederim, Gelmeyeceğini bile bile, Yollarına güller sererdim. Bilirdim dönmeyeceğini, Yine de umut ederim, Sen çoktan unutmuşken beni, Ben seni ezberime yer ederdim.