Sevmek zor işmiş.
Bir de zor olanı sevmek var ki, insanın omuzlarına bambaşka bir yük bırakıyormuş.
İçinden sağlam çıkabilmek ise hepsinden daha zormuş.
İnsanın içi bağıra bağıra konuşurken, dilinin susmak zorunda kalması ne kadar ağırmış meğer.
Hayatımda ilk defa birini kaybetmekten korkuyorum.
Kaybetmeyeceksin deme.
insan başkasından değil, kendinden de korkarmış.
Bunu da yaşadım.
Korkularının farkında olmak, onları susturamayacağını bilmek ve yine de susmak zorunda kalmak…
Bugün uzanıp uzun uzun uzakları izledim.
Sonra kitabımın bir sayfasına şu cümleyi yazdım
“Hayatımda ilk defa kendimi çaresiz hissediyorum.”
Ben hiç çaresiz hissetmedim kendimi biliyor musun?
Ne zaman çıkmazda kaldığımı düşünsem mutlaka bir yol aradım.
Bir kapı kapanırsa başka bir kapı bulmaya çalıştım.
Vazgeçmedim.
Çözüm aramaktan hiç vazgeçmedim.
Ama ilk defa…
Evet, ilk defa kendimi çaresiz hissettim.
Çaresizlik…
Hiç sevmediğim bir kelime.
Hatta hayatıma yakıştırmadığım bir duygu.
Çözüm bulamamak,
Elinden hiçbir şey gelmemesi,
Kendini bir çıkmazın tam ortasında hissetmek…
Tam olarak buymuş çaresizlik.
Elden bir şey gelememesi.
Bundan hep nefret ettim.
Çünkü ben, ölüm dışında her şeyin bir çaresi olduğuna inananlardanım.