“Gelmekte olan barış diyarında insan ve doğa uzlaşır. İnsan; bitkilerin, hayvanların, taşların, bulutların ve yıldızların da ait olduğu bir ‘yaşayanlar cumhuriyetinin yurttaşından’ başka bir şey değildir…”
“Günümüzde dinin içinde bulunduğu kriz sadece Tanrı'ya olan inancımızı yitirmiş olmamızla ya da bazı inançlara kuşkuyla yaklaşmamızla açıklanamaz. Daha derin bir düzeyde bu kriz, tefekkür etme kapasitemizi giderek kaybettiğimize işaret etmektedir. Üretme ve iletişim kurma zorunluluğunun artması, tefekküre dalmayı daha da zorlaştırıyor. Din özel bir dikkat gerektirir. Malebranche, dikkati ruhun doğal duası olarak tanımlar. Günümüzde ruh artık dua etmiyor. Daha çok, kendi kendini üretiyor. Dinsel deneyimin kaybından sorumlu olan da tam olarak bu hiperaktivitedir. Dinin krizi bir dikkat krizidir.”
“Kişi hiçbir şey yapmıyor gibi göründüğü zamankinden asla daha aktif değildir, kişi yalnızlık içinde kendisiyle baş başa kaldığı zamankinden asla daha az yalnız değildir.”
“Bugün, kendimizi gerçekleştirdiğimiz inancıyla, kendi özgün irademizle kendimizi sömürüyoruz. Herkesin kendi kendisinin rahibi olduğu külte, benliğe tapınmaya saygı gösteriyoruz. Bugün herkes bir üretici ve yayıncıdır. Herkes kendini üretiyor. İletişim çılgınlığı karşısında sersemlemiş durumdayız.”