Onadida

“Yargılamayı reddeden insan, aynı fikirdeyim diyemeyen ama farklı fikirdeyim de diyemeyen insan, mutlak diye bir şey yoktur deyip kendini sorumluluklardan kurtardığını sanan insan bugün dünyada dökülen tüm kanın gerçek sorumlusudur.”
Sayfa 531·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Akıldan ve mantıktan vazgeçince..
“Uygulanması imkansız olan, kusurluluğu ve ölümü talep eden bir ahlak kodu, size tüm fikirleri sisler içinde boğmayı öğretmiş, hiçbir kesin yargıya varmaya izin vermemeyi, her kavramı yaklaşık saymayı, her davranış kuralını esnek bulmayı, hiçbir ilkeye bağlanmamayı, her değerden taviz vermeyi, her yolun tam ortasından gitmeyi öğretmiş.”
Sayfa 531·Kitabı okudu
“Neden gurursuz yaşadığınızı, tutkusuz sevdiğinizi, direnmeden öldüğünüzü merak mı ediyorsunuz? Neden her baktığınız yerde cevapsız kalmaya mahkum sorularla karşılaştığınızı, hayatınızın niçin imkansız çelişkilerle dolduğunu, neden 'ya beden ya ruh' gibi, 'ya akıl ya kalp' gibi, 'ya güven ya özgürlük' gibi, 'ya kar ya kamu yararı' gibi yapay seçimlerden kaçınmak için tüm ömrünüzü mantıksız kararsızlıklarla geçirdiğinizi bilmek mi istiyorsunuz? Cevap yok diye çığlıklar mı atıyorsunuz? O cevapları hangi yollarla bulmayı umuyordunuz ki? Algılama aracınızı, aklınızı reddetmişsiniz, ondan sonra da evrenin bir esrarengizlik yumağı olduğundan yakınıyorsunuz. Elinizdeki anahtarı fırlatıp atıyor, sonra tüm kapılar yüzüme kilitlendi diye ağlıyorsunuz. Mantıksızı izleyerek yola koyuluyor, sonra varoluş anlamlı değil diyorsunuz.”
Sayfa 531·Kitabı okudu
“Sizin gözünüzde ahlaki davranış görev, sıkıntı, ceza ve acıdan oluşmuş bir gereksizlik; geçmişinizin ilk öğretmeni ile bugünün ilk vergi tahsildarı arasında bir melez; çorak arazide kendi başına duran, sopasını sallayıp sizin zevklerinizi kovalamaya, kaçırmaya çalışan bir korkuluk… Üstelik zevk de sizin gözünüzde sıvılar içinde boğulmuş bir beyin, akılsız bir yosma, parasını at yarışına yatıran ahmak bir yaratık demek çünkü zevk hiçbir zaman ahlaki olamayacağına göre ancak bunlardan oluşabilir. Gerçek inancınızı tanımlarsanız orada üçlü bir lanetleme bulursunuz... Kendinize, hayatınıza, değerlerinize dönük bir lanetleme. Sonunda vardığınız tiksindirici sonuç, ahlakın kaçamayacağınız bir kötülük olduğundan başka bir şey olamaz.”
Sayfa 530·Kitabı okudu
“Haritalanmamış bir ahlaksızlık çölünde, her esen rüzgara göre sallanan çaresiz bir dal gibisiniz; ne tam kötü olmaya razısınız ne de yaşamayı seçebiliyorsunuz. Kendinize karşı dürüst olduğunuz anlarda kendinizi enayi yerine konmuş gibi hissediyor, bir güceniklik duyuyorsunuz. Hile yaptığınızda korkuyor, utanıyorsunuz. Mutlu olduğunuz zamanlarda neşenizi bozan bir suçluluk duygusu var. Acı çekerken acının en doğal durum olduğunu sanmak, ıstırabınızı daha da çok artırıyor. Hayranlık duyduğunuz adamlara acıyor, onların başarısızlığa mahkum olduğuna inanıyorsunuz. Nefret ettiğiniz adamlara imreniyor, onları varoluşun ustaları olarak görüyorsunuz. Bir sahtekarla karşılaşınca kendinizi silahlarınız elinizden alınmış gibi hissediyor, kötülüğün nasılsa kazanacağına inanıyorsunuz çünkü ahlak nasılsa güçsüz, nasılsa pratik değil.”
Sayfa 530·Kitabı okudu