Ukül, Ureyne kabilelerinden birkaç kişi (kimilerinin yazdığına göre 7-8 kişi) Peygamber'e gelirler. Müslüman olduklarını bildirirler. Renkleri sararmıştır, hasta oldukları anlaşılmaktadır. Peygamber deve sütü ve "deve sidiği" içirerek bunları tedavi etme yoluna gider. Bir süre sonra iyileşmişlerdir. Medine'nin havasının kendilerine iyi gelmediğini ve havası uygun bir kesime çıkmak istediklerini Peygamber'e söylerler. Peygamber de gereksinimlerini karşılasın diye bir deve sürüsünü, başlarındaki çobanıyla birlikte bunların buyruğuna verir. Ve develerin bulundukları yere giderler. Bir süre, develerin sütüyle beslendikten sonra çobanı öldürürler; develeri de alıp götürürler. Olay öğrenilir, Medine'ye, Peygamber' iletilir. Peygamber öfkelenmiştir. Adamların yakalanmaları için buyruğu verir, tümünü yakalattırır. Suçlular Peygamber'in huzuruna getirilirler. Ve Peygamber'in kararı:
- "Elleri ayakları çapraz olarak kesilsin. Gözleri oyulup çıkarılsın!.."
Peygamber'in buyruğu uygulanır. Peygamber'in buyruğuyla:
- Suçluların elleri ayakları çapraz olarak kesilir.
- Gözleri oyulur.
- Medine dışında, güneşin altında ateş gibi yandığı "harre" adı verilen yere götürülüp konurlar.
- Suçlular su isterler; su verilmez.
- Zavallılar "taşları kemirirler", "ağızlarıyla, dişleriyle toprağı kazarlar."
- Ölünceye dek öylece bırakılırlar.
Buhari bu hadisi yedi yerde ve dokuz yolla, Müslim bir yerde ve yedi yolla, Ebu Davud bir yerde beş yolla, Nesei bir yerde dört yolla aktarıp yazmıştır. Dünyanın en güvenilir hadis kaynaklarında geçen bu olayda kuşkuya kapılmak hiçbir Müslüman için düşünülemez.
Kaynakçalar:
Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi, c.1, hadis No. 172, not:2.
Buhari, Zekat/68, Cihad/152, Tecrid, Vudü, hadis No.172.
Müslim, Kesame/9-14, hadis No 1671.
Ebu Davud,