Otuzlarını geçtiğinde insan yenilikleri denemekten ziyade, mevcudiyetini korumaya meyilli oluyor. Yeni bir ilişkide var olmak, yeni bir arkadaşlık kurmak, arkadaşlığın dostluğa dönüşme ihtimali, kendini, geçmişini, bugününü yeniden birine anlatmak zorunda olmak, yeni bir eve taşınmak, yeni bir işe başlamak hep zor geliyor. Çünkü "yeni"nin sebebi geçmişin başarısızlıkları gibi gözüküyor. İşte bu, otuzunu deviren insanlara daha da koyuyor. "Bu vakte kadar yaşadım da elimde ne var?" diye soran cümleler kurduruyor.
14 Nisan 2006'da Roma Katolik Kilisesi'nin en yüksek otoritesi Alman kökenli Papa 16. Benedict, net ve cesur bir demeçte bulundu ve genetik bilimcileri, Tanrı olmayı oynamakla suçladı.
Küresel Ekonomi Tetikçileri kurnazdır. Onlar Kılıç taşımaz, zırh-üniforma giymez. Ekvator, Nijerya, Endonezya gibi ülkelerde yerli öğretmenler veya esnaf gibi giyinirler. Washington ve Paris'te bürokratlara ve bankerlere benzerler. Proje mahallerini gezer, yoksul bölgeleri dolaşırlar. Yerel basında okul - hastane gibi hayırlı işler yaptıklarından söz ederler. Zira sistem aldatmacaya dayansa da tanım olarak yasaldır.
Bu küresel ekonomik tetikçileri başarısız olurlarsa, devreye çakallar (İstihbarat-NSA ve CIA elemanları) girer. Çakallar hazır ve nazır bekler. Ortaya çktıklarında devlet başkanları devrilir veya feci kazalarda ölürler. Eğer Afganistan ve Irak'ta olduğu gibi, bir şekilde çakallar da beceremezlerse küresel güçlerin genç askerleri ölmeye ve öldürmeye gönderilir.