__Bazı insanlar gökyüzüne bakınca sadece yıldız görür.
Ben ise binlerce yarım kalmış hikâye görüyorum.
Belki de bu yüzden yıldızları bu kadar seviyorum. Çünkü onlar kusursuz değiller. Kimisi çoktan sönmüş olmasına rağmen ışığı hâlâ bize ulaşmaya devam ediyor. Yani bazen gördüğümüz en parlak şey, aslında çok uzun zaman önce kaybolmuş olabiliyor.
İnsan da biraz böyle değil mi?
Bazen gülümseyen bir yüzün içinde yıllar önce kırılmış bir çocuk yaşar.
Belki de bu yüzden geceyi seviyorum.
Çünkü gündüz herkes birbirine iyiymiş gibi bakıyor. Ama gece... Gece kimse rol yapmak zorunda değil. Yıldızlar da öyle. Onlar sadece oradalar. Kimseyi ikna etmeye çalışmadan, kendilerini anlatmaya uğraşmadan, sessizce parlıyorlar.
Ne zaman kendimi kaybolmuş hissetsem başımı kaldırıyorum.
Gökyüzü bana aynı şeyi fısıldıyor:
"En karanlık geceler, en çok yıldızı saklar."
Ve o an anlıyorum.
Belki de insanın umut dediği şey, tam olarak budur.
Uzanıp dokunamayacağını bildiğin hâlde, her gece aynı gökyüzüne bakmaya devam etmek.
Çünkü bazen bir yıldız, sana ulaşmak için yıllarca yol alır.
Belki de bazı umutların gecikmesi, hiç gelmeyecekleri anlamına değil...