7/10
·344 syf.··
2026 71. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:16
Freida McFadden'ın Öğretmen kitabı, bir lisede geçen ve öğretmen-öğrenci ilişkisi etrafında şekillenen gerilimli bir hikâye anlatıyor. Kitap boyunca okulun popüler öğretmenlerinden Nathaniel Bannet ve öğrencisi Addie etrafında gelişen olayları görüyor ve meydana gelen olayların arkasındaki gerçeklerin peşine düşüyoruz. Her bölümde yeni bir detay ortaya çıkarken hikâye giderek daha karmaşık ve merak uyandırıcı bir hâl alıyor. Freida McFadden zaten okumayı sevdiğim yazarlardan biri. Birçok kitabını okudum ve en sevdiğim yanı, okuyucuyu daha ilk sayfalardan hikâyenin içine çekebilmesi. Kitapları genellikle çok akıcı, tempolu ve sürükleyici oluyor. Uzun uzun betimlemeler yerine olay odaklı ilerlediği için elden bırakması zor eserler ortaya çıkıyor. Öğretmen de bu açıdan beklentimi karşıladı. Çok kısa sürede, neredeyse soluksuz şekilde okudum. Gerilim ve ters köşeleri sevenler için tam bir "çıtır çerez" kitap diyebilirim. Buradan sonrası spoiler içerir. Kitabı genel olarak çok beğensem de beni rahatsız eden bir iki nokta oldu. Okurken yazarın bazı gerçekleri okurdan sakladığını hissettim. Özellikle kitabın sonunda ortaya çıkan ve Jay ile ilgili olan büyük sürpriz beni gerçekten şaşırttı. Ancak geriye dönüp baktığımda, bunun doğal bir gizem yaratmaktan çok okuru yanlış yöne yönlendirmek için yapılmış olduğunu düşünüyorum. Ben okurken Jay ile ilgili olayları iki farklı insan üzerinden değerlendiriyordum. Özellikle ayakkabı mağazasında çalışan karakter hakkında evli ve çocuklu biri olduğu yönünde güçlü bir izlenim bırakılıyor. Teknik olarak bu bilgi doğrudan verilmemiş olsa da anlatım biçimi ve kullanılan imalar bizi bilinçli olarak bu sonuca götürüyor. Bu nedenle finalde ortaya çıkan gerçek beni şaşırtsa da, sonradan düşündüğümde bunun biraz "hedef şaşırtmak" adına
Edebiyat
ÖğretmenFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,946 okunma
Biraz hayal kırıklığına uğrattı... DİKKAT SPOİLER VAR
8/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Evet...ilk defa bir inceleme yazıyorum çünkü bu kitabı okuduğumda hissettiklerimi içimde tutmak istemedim. Kitap ilk başlarda gayet iyi ilerliyordu bir sıkıntısı yoktu ama yazar Euria'yı savunuyormuş gibi cümleler vardı yani okurken öyle hissediyordum sanki Euria'nın kötü olması mükemmel birşeymiş gibi... sanki zalim olması çok havalıymış gibi. Öyle bir hissiyat aldım bilmiyorum. Bence Euria kitapta fazla yüceltildi bu kadarına gerek yoktu. Ayrıca ne olursa olsun ben hiçbir zaman Euria'ya acımayacağım çünkü kötü olmak bir seçimdir. Herkes hayatta kötü ve dehşet verici şeyler yaşıyor ama herkes kötü olmayı sevmiyor Euira bunu kendisi seçti yani başına gelen herşeyi hak ettiğini düşünüyorum hatta daha fazlasını hak ediyordu. Şimdi spoilerli kısma geçiyorum (SPOİLER) ÇOOOK fazla gereksiz yere karakter öldüğünü düşünüyorum. Tamam Lin'in ölmesi çokta mantıksız gelmedi ama mesela diğerlerinin ölümü çok gereksizdi sanki sadece öldürmek için öldürüldüler ve çok aceleye geldi. Mesela Nyx ve Valro'nün düşünecek beyinleri yok mu Euria'nın öldürücü gücünden haberdarlar nasıl olur da canları çok kolay birşeymiş gibi Lin'in önüne geçip bizden yararlan diyebilirler? Lin bile kendine o kadar güvenmedi onlar nasıl güvendi pardon? Zatne ikisi de gereksiz yere öldü. Mesela Andros'un ölümü de çok aceleye getirilmişti. Ya resmen zafer kazanıldıktan sonra Andros'un öldüğünü öğrendik ve yazar bunu çok yüzeysel bir şekilde anlatmıştı bir cümlede anlatıp bitmişti. Zaten adamı bu kitapta tanıdık en azından onun için adil bir son gerekiyordu ölüm nedeni acayip saçma adamın kalkan ve saldırı gücü var buna rağmen Drystan'ın zaman kazanması için birkaç askerle savaşırken öldü öyle mi? Kulağa çok saçma ve mantıksız geliyor. Delhin ve Rakan'ın ölümünden de sanki günlük bişeyden bahsediyormuş
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202690 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·383 syf.··
2026 67. kitabı
İlk öncə filmini izləmişdim sonra isə elə imkan yarandı ki oxudum. Film çox yaxşı olsa da təqdir edərsiniz ki, dönəm filmləri çox ağır keçir. Lakin qəribə olan odur ki, kitabı daha rahat oxudum. İngilis ədəbiyyatından çox əsər oxumamışam və mənə həmişə elə gəlirdi ki, onlar tamamilə ayrı dünyaların insanlarıdır və heç cür empatiya qura bilmirdim. Şeyhpirdən sonra ceyn xanım birazda olsa bu hissi qıra bildi. “I have been a selfish being all my life, in practice, though not in principle.”
Aşk ve GururJane Austen · Armada Yayınları · 202098bin okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2026 47. kitabı
Eylül, sadece bir yasak aşk hikayesi değil; insan ruhunun en karanlık, en hassas ve en kırılgan köşelerine tutulmuş edebi bir aynadır. Suat (kadın) ve Necip, birbirlerine duydukları aşkın farkına vardıkları andan itibaren muazzam bir suçluluk duygusu yaşarlar. Süreyya’nın ikisine de safça güvenmesi, bu suçluluk yükünü daha da ağırlaştırır. Roman boyunca bu iki karakterin arzuları ile ahlaki değerleri ve vicdanları arasındaki savaşı izleriz. Ve gerçek hayatta kavuşamamış olsalarda onlar bu imkansız aşkta, yan yana can vererek kurtulurlar. Onları yalnızca ölüm birleştirir. 'Aşk işte buydu!' Belkide...
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150,1bin okunma
Sterilize Bir Çağa Başkaldırı: Yolda
9/10
·360 syf.··
2026 37. kitabı
Yol; ucu bucağı bariz, istemsiz sonlara kadir olan bir arayıştır. Esas olan da yol değildir zaten, esas olan yolun bünyelerde neden mana kazandığı sorusudur. İkinci Dünya savaşının psikolojik tahribatını, toplumsal kalıntılarını enkaz misali ortadan süpürerek kaldırma gayesine kapılan insanoğlu modernizim perdelerine sarınmış, binlerce farklı gayenin, milyonlarca farklı figürün sahnelediği oyunlarla insanı ve insanlığı eylemekle meşgul olmuştur. Lakin bu bir kazanç değildi, kaybolan kuşakların doğmasıydı. Halihazırda insanlığın var oluşuyla eş değer bir şekilde sorulmaya başlayan sorulara bazı cevaplar aradık durduk. Biz kimdik? Savaşta zayiat olacak, kağıtta birer rakama dönüşecek kadar kendimizden feragat etmiş miydik? Anlamı yitirmiş miydik? Kerpiç evlerden, beton evlere; redingotlardan, smokinlere; anlayıştan, kavrayışlara geçtiğimiz modern çağlarda kendilerine sunulan amerikan rüyasından paçayı sıyıran bir grup gencin gerek hayata gerekse insana dair sorgulamaları eşliğinde bir sağa bir sola savruluşlarını okuyoruz. Özgürlük duvarları ardında basit tanımlamalar yapılırsa, kitabın mevcudiyeti ve sıkılmış, bunalmış, itilmiş insanların gayeleri hafifletici kavramlara maruz kalmasın isterim. Bu yolculukta kahramanlardan birinin dingin gözlemciliği ile diğerinin freni patlamış, saf yaşam enerjisi birbirine eklemlendiğinde ortaya çıkan şey, modern zamanın sterilize edilmiş 'mutluluk' vaadine atılmış en sert tokattır. Onlar için yol; bir yerden bir yere gitmekten ziyade, varoluşun o uçucu ve yakalanması imkansız anını, bir sigara dumanında ya da çalınan bir caz notasında yakalama çabasıydı.   Kerouac'ın bu metni, rotası belirsiz bir harita gibi; okuyucusunu kendi hakikatine giden o yolda, elindeki tüm sıfatları ve tanımları geride bırakmaya davet eden bir
YoldaJack Kerouac · Siren Yayınları · 20161,987 okunma
Bilmen Tefsiri'nin Tefsir Literatüründeki Yeri
Puan vermedi·
Prof. Dr. Şükrü Arslan'ın ''Bilmen Tefsiri'nin Tefsir Literatüründeki Yeri'' isimli makalesini burada paylaşıyorum. Umarım okuyacak olan, okumayı düşünen kişilere faydalı olur. Özet Ö. N. Bilmen, Osmanlıların son döneminde yetişmiş, hayatının müsmir çağını Cumhuriyet döneminde yaşamıştır. O, Cumhuriyetin ilk çeyrek asrını aşkın zamandaki durumu ve nasıl bir tefsire ihtiyaç duyulduğunu iyi tesbit etmiş olmalıdır. Zamanı iyi okuyan Bilmen, tefsirini günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde kaleme almış, uzmanlık alanına giren hususlara fazla yer vermemiştir. Bu sebeple Bilmen Tefsiri’nde farklı yorumlar, rivayetlerdeki senet ve tenkitleri, fıkhî ve kelamî ihtilaflar, kıraat farklılıkları vs. bazı istisnalar dışında görülmez. Kanaatimizce Kur’an’ın ne dediğini öğrenmek isteyen sade insanımız için gayet faydalı bir tefsirdir. Fakat ne yazık ki dili yazıldığı zamana değil, müfessirin yetiştiği döneme aittir. Biz, kısaca “Bilmen Tefsiri” olarak adlandırdığımız merhum Ömer Nasûhi Bilmen Hoca Efendi’nin tefsirini önce genel hatlarıyla tanıtmaya sonra da tefsir literatüründeki yerini tesbite çalışacağız. Öncelikle belirtmemiz gereken hususlardan biri şudur: Bilmen Tefsirini incelememiz, Bilmen Yayınevi tarafından neşredilen, basım tarihi ve kaçıncı basım olduğu belirtilmeyen, orta boy, sekiz cilt, 4136 sayfa olarak İstanbul’da basılan nüsha üzerinde yapılmıştır. Bilmen Tefsiri’nin tam adı, “Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meâl-i Âlisi ve Tefsiri”dir. Bilmen Tefsiri ve Özellikleri Bilmen Hoca Efendi, tefsirine yazdığı üç sayfalık özlü mukaddimesinde Kur’an-ı Kerim’in kısa tanıtımı, önemi, tüm insanlara hidayet rehberi oluşu, tefsir ve tercümesine olan ihtiyaç, tercüme ve meâl arasındaki fark, İslâm’ın başlangıcından itibaren müslümanların Kur’an’ı anlamak için
Alıntı
Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri (7 Cilt Takım)Ömer Nasuhi Bilmen · Kitap Kalbi Yayıncılık · 202297 okunma