6/10
·248 syf.·
2026 107. kitabı
Serinin ikinci kitabında olaylar her anlamda daha da kızıştı. Kurgunun hızlı ilerlemesi açıkcası hoşuma gidiyor. Hayden birazdan fazla saf ve yer yer aptal olsa da durumu iyi idare ediyor bence. Yani 5 ejderha eş ve daha önce bilmediği bir evrene aniden girişi derken yine de iyi ilerliyor. Nefret ettiğim kadın karakterlere dönmedi. Bu kitapta bazı şeylerin arka planı daha da ortaya çıktı ve 3 eşiyle bağ kurdu. Easton ve Maddox henüz kırılmadılar ama onlar da eşikte. Hayden günün sonunda ejderhalar için aşırı önemli bir noktada olacak ama bakalım üçüncü kitapta tüm her şeyi çözeceğiz.
1000Kitap
Küllerin GeceyarısıTessa Hale · Nox Yayınları · 202666 okunma
Vi Keeland, Davetiye
9/10
·320 syf.··
2026 1. kitabı
Merhaba, oncelikle Vi Keeland'in yazarligini gercekten cok cok seviyorum. Her seferinde beni assiri duygulandiriyor. Ben Stella'ya bayildim yaptigi meslek zaten harika ve o kadar havali ki. Hudson muthis biri kendinden emin ve ne istedigini bilen biri, kizi icin aldigi karar o kadar iyiydi ki. Onlar olana kadar cildirdim ama her sey cok yerindeydi. Ben Stella'nin kiz kardesine daha cok sasirdim Lexi'nin olayindansa cidden kucuk bir yaprak dokumu cekmisler. Kitaplarda karakterlerin ruhu olmasini bayagi seviyorum ve bu kitaptaki karakterler de oldukca ruhlu birileriydi. Davetiye ____________
1000Kitap
DavetiyeVi Keeland · Yabancı · 01,068 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·392 syf.··
2026 16. kitabı
"İyi bir yalnızlığı; özgür, cesur, hafif bir yalnızlığı seçin!" Nietzsche Kalabalıklar içinde yalnız kalan ruhlar bilir cesaretin ne demek olduğunu... Sahte mutluluklarla kendini avutmak yerine yalnızlığı, yapay bağlılıklar yerine özgürlüğü tercih edenlerdir onlar. Nietzsche, kalemini ve düşüncelerinin pek çoğunu (kadınlar hakkındaki olumsuz ve önyargılı düşünceleri hariç) severek okuduğum bir düşünür.
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · Mutena Yayınladı · 201747,6bin okunma
İnsan Değişir, Damga Kalır - (En Uzun İncelemem Oldu Ama Değdi)
Puan vermedi·189 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:14
Hayat bazen insanı yaptığı hatalarla değil, insanların ona yakıştırdığı sıfatlarla cezalandırıyor. Bir kez damga yediniz mi, sonrasında attığınız her adım o damganın gölgesinde değerlendiriliyor. Reşat Nuri Güntekin'in Damga romanını okurken aklımdan en çok geçen düşünce buydu. Reşat Nuri Güntekin, Acımak ve Bir Kadın Düşmanı’ndan sonra beni bir kez daha şaşırtmayı başardı. Romanın başında klasik bir yasak aşk hikâyesi okuyacağımı düşündüm. Hatta hikâyenin merkezinde bunun olacağını sanıyordum. Fakat ilerledikçe anladım ki yasak aşk burada asıl konu değil; yalnızca yazarın anlatmak istediği daha büyük bir hikâyeye açılan kapı. İffet’in önünde iki seçenek vardı: Ya gerçeği açıklayacak ya da hırsız damgasını kabul edecekti. O ikinci yolu seçti. Elbette yaptığı seçim tartışılabilir. Yasak aşkın sonuçlarına katlanılması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu yüzden yaşananları romantikleştirip büyük bir fedakârlık hikâyesine dönüştürmek istemiyorum. Zaten böyle bir durum başınıza gelseydi, eşiniz başka birini seçseydi “ne güzel bir aşk yaşıyorlar” deyip kenara çekilir miydiniz? Bence bu durum romantik olmaktan çok daha karmaşık ve acı verici. Birçok okurun takıldığı nokta İffet’in neden gerçeği söylemediği olabilir. Fakat ben okurken başka bir şey düşündüm: Söyleseydi ne değişecekti? Çünkü bana göre Reşat Nuri’nin derdi İffet’in masumiyetini kanıtlamak değil. Asıl mesele, yaptığı bir seçimin sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalan bir insanı anlatmak. Üstelik burada sorun sadece gerçeği söylememesi de değil; gerçeği söylese bile bu ilişki zaten baştan imkânsız bir noktaya sıkışıyor. Çünkü “parasını çaldığı adamın karısıyla birlikte olma” gerçeği, hikâyenin romantik bir aşka dönüşmesine izin vermeyen çok sert bir düğüm oluşturuyor. Reşat Nuri’nin kurduğu asıl güç de burada:
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,180 okunma
1/10
·376 syf.··
2026 7. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 20:46
Kitap beklentilerimin çok altinda kaldi öve öve bitirilemeyen, fazlaca sisirilmis bir Elif Şafak kitabı daha.iyiki, kütüphaneden almısım dedirtti. Paraniza yazik en onemlisi de vaktinize yazık okurlar.Şimdi gelelim kitap incelemesine.Seçilen karakterler isimler o kadar nokta atısli secilmis ki. Türklere karşı olan dūsmanligini o kadar sinsice yedirmiski.Sonrada buna tarafsizca herkesimden insanin yasantilarindan kesitleri,kadinlarin zor hayat sartlari bulundugu kilifiyla lanse ediliyor.Turk ailesinde her dalavere var, Ermeni ailesindeki karakterler idealist dūzgūn hicbir kusuru yok varsada olabilecek ufak tefek seyler.Tarafsiz dedigi halde yazik onlar soykirima kurban gittiler agitlari. Bunuda cinine soyletmesi. Kurban zihniyetinin arkasina gecerek Türklere giydirmis sozum ona. En saygisizca olani da tecavuz olayinin bir Türk ailede yasanmasi ve ailenin kizlarindan en kucugununde veen guzel alimli acik giyinen Zeliha karakterinde gerceklesmesi. Tecavüz eden kardeşinin adi Mustafa olmasi neden ? ermeni ailede gerceklesmeyip bide o kadar isim arasinda gelip bu ismi seciyorsunuz sayin elif hanim?Anlıyoruz Müslümanlardan nefret ediyorsunuz ama saygida duymuyorsunuz.Suan yasadiniz arizonada daha iyisinizdir. Türkiyeyi sevmediniz soyadinizi annenizin adini kullaniyorsunuz . Bari isminizinde aslinda Elif olmadigini soyleyinde tam olsun. Gizli kapakli degil gercekci bi sekilde tarafi bulundugunuz yerden seslenin.Kimliklerini saklayan insanlardan misiniz sizde kitapta bahsettiginiz gibi? Gercekten Elif gibi dimdik olun..Baba ve Piç Baba ve Piç
Baba ve PiçElif Şafak · Metis Yayınları · 200617,8bin okunma
Çîroka Şervanê Kurdan ,Xeyri♡
10/10
·328 syf.·
Beğendi
·
2026 39. kitabı
"Ji bîrkirin îxanete. Xiyanetê em şikandin ne şer. Ma ne her tişt dawiyek heye? Çima dawiya êşê tune ye..." Bu kitap; ölümün o buz gibi soğukluğuna karşı sıcacık, tertemiz bir tebessümle direnenlerin ve ne olursa olsun pes etmeyenlerin hikayesi. Kitabın satırları arasında gezinirken zihnimde hep şu acı gerçek yankılandı: "Ez dikarim hemû tiştan jibîr bikim, lê xiyaneta wan kesan na jibîr dibe ku hevalê me winda kirin." Kitapta beni en derinden etkileyen karakter şüphesiz Xeyri oldu. Her şeye rağmen pes etmeyen, gerçekleri dünyaya haykırmak için adeta ölüme meydan okuyan bir irade... Kaç kez ölümün kıyısından döndü, kaç kez donmak üzereyken kendi kendini ayağa kalkmaya zorladı? Onun yaşadıklarını bir başkası yaşasaydı çoktan ölüme teslim olurdu. Xeyri’nin o sert ve dirençli duruşunun arkasında, içindeki o kadar tatlı, o kadar saf bir çocuk saklı ki... İnsanın onu sarıp sarmalası, bağrına basası ve dünyanın tüm kötülüklerinden koruyası geliyor. Xeyri’nin kendi kendisiyle olan içsel atışmaları, vicdani muhasebeleri ve her seferinde doğru karara ulaşma çabası, hepimizin ondan öğrenmesi gereken çok kıymetli dersler barındırıyor. Kitap bize en çok da şunu fısıldıyor: Ne olursa olsun, insan kendi değerlerine ve kendinden olana ölse bile ihanet etmemeli. Kitabı okurken heyecandan ve endişeden nefesimin kesildiği anlar oldu. Mereto köpeğinin yaşattığı hayal kırıklığından sonra, Xeyri; Bawer ve Murat ile karşılaştığında içimi büyük bir korku kapladı. "Acaba onlar da mı ihanet edecek?" endişesiyle sonraki sayfaları okumakta zorlandım. Kitabın derinliğini tam anlamıyla kavramak, sindire sindire okumak için kendimi ne kadar yavaşlatsam da bir baktım ki kitabın sonuna gelmişim. O kadar akıcı ve sürükleyici bir anlatımı var ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Xeyri; ne
Şervan
Gülümse Ölüm Utansın 2Xeyri Garzan · Aryen Yayınları · 2018189 okunma