9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Ölümün biyolojisi ve yaşamın anlamı arasındaki köprüyü müthiş bir kurgu ve güzel üslubuyla aktaran, ölümün sadece bir son değil, biyolojik bir süreç olduğunu hatırlatan ve bütün bunları sadece tıpla değil, felsefe, sosyoloji ve psikoloji ilede harmanlayarak aktaran yazarımızın bir çok akademik bilgiyle dolu bu kitabıyla Haki Okuma Kulübü vasıtası ile tanıştım. Planlanan online buluşma sonrası kitap hakkındaki duygu ve düşüncelerimi (her zaman ki gibi kendime notlarımı) buraya yazmaya çalışacağım.... Çok keyif aldığım beğenerek okuduğum bir kitaptı. Herkese keyifli okumalar dilerim.... " Zamanı durdurmanın yegâne yolu doğrudan gözlerine bakmakmış" " İşte en kötüsü bu oldu çünkü dirildikten sonra tekrar ölmenin acısı inanın hiçbir şeyde yok" " Yarım yüzyıldan fazla bir süredir varlığından haberdar olmadığın bir insanın içine esir düşmüştüm" " Uzaklaştıklarında vücudumdaki tüm hücrelerin ağladığına yemin edebilirim" " Yaşamın bu kadar ağır olduğu bir dönemde ölüm, insan için aranan bir sığınak haline gelmiştir" " Eğer karanlık etrafınızı sarmışsa asıl ihtiyacınız öğrenmenin ışığı olacaktır" " Ölümü tanımlamak istiyorsan önce yaşamı tanımlaman lazım"
BiomortemSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20252,823 okunma
Hamnet
10/10
·296 syf.··
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:08
21. Yüzyıl eserleri genelde ya herkese tavsiye veren süper zekalardan ya da online kopyacı yazarlardan oluşurken Hamnet o kadar iyi geldi ve bana umut verdi ki anlatamam. Okuduğum en iyi kitaplardan ve kesinlikle okuduğum en iyi appreciation eseri. Shakespeare'in hayatına, ailesine ve onun kaybettiği çocuğuyla en meşhur eserine dair kurulmuş çok ilgi çekici ve merak ettirici bir anlatımı var yazarın. Hikaye gerek anne karakterinin gerek çocukların ayrı ayrı farklı karakter kokmaları gerek Shakespeare temalı bir kitabın ilk kez Shakespeare'i bu kadar kenarda tutup bir o kadar merkeze yerleştirmesini mükemmel yapmış. Kesinlikle herkese okunmasını tavsiye edeceğim eserlerden birisi oldu.
1000Kitap
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Aşırı Sürükleyici
9/10
·352 syf.··
2026 5. kitabı
Öncelikle son zamanlarda okuduğum en sürükleyici ve etkileyici kitaplardan biri diyebilirim. Gerçekten okumayı düşünen herkese tereddüt etmeden almasını öneririm. Eylül’ün içinde bulunduğu durumu o kadar net hissettim ki sinirle ordan İnci’yi kovmak istediğimde kedim gelip beni sakinleştirmeye çalıştı sjsjsjsj. Tek bir eleştirim var bunu da uzman gözünden söylemek zorundayım ama spoilerlı. Kitabı bitirmeyenler kalan incelememi okumasın lütfen. SPOİLER Zehranın ortaya çıkışı ve olayların bağlantısı süperdi ama hiçbir psikolog tanı koyamaz, yani hikayenin omurgası olan Zehranın akıl hastanesine yatırılması ne Eylül’ün ne de hocasının yetkisinde olan bir şey. Psikologlar sadece şüphelenip psikiyatriste yönlendirebilirler ve tanıya da tedaviye de psikiyatristler kendi muayeneleriyle karar verir. Psikiyatristler 6 yıl tıp eğitimi alıp üstüne 4 yıl psikiyatri ihtisası yapmış hekimlerdir. Psikologlar ise üniversitede psikoloji okumuş hekim olmayan profesyonellerdir. Hekim olduğum için bu kısım benim gözümde büyük bir mantık hatası oldu ve hikayenin gerçekçiliğini yok etti gözümde. Ama psikolojik kavramlar yerinde ve doğru kullanılmıştı. Bu eleştirim haricinde kitabı çok beğendim. Sonda Eylülün gerçekten psikolojik bir rahatsızlığı mı var yoksa İnci yeni bir oyun mu oynadı yazarımız bize bıraktı diye düşünüyorum. Böyle bi son beni o kadar etkilemedi hatta olmasa da olurdu. Yaşadıklarından dolayı akut stres bozukluğu veya post travmatik stres bozukluğu gelişmesi de çok muhtemel ama kitaptaki psikolojik gerilim gerçekten baş döndürücüydü, çok etkilendim. Sezin Karameşeyi upuuuuuzuuuuun yıllardır takip ediyorum, online ablam gibi. Hatta şuan doktor olmamı düşünürseniz liseden beri demem bu süreyi anlatır. Onu çok seviyorum yazdığı kitaplarla da gurur duydum. Master piece
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 202699 okunma
9/10
·1505 syf.··
2026 6. kitabı
meşgul olmasam kitabı daha da çabuk biterebilirdimm bin küsür sayfa olunca çok uzun gibi geldi ama şu an çoook kısa gibi geliyor karakterler çoooooooook şirindi kitabın konseptini çok seviyorum ne yalan söyliyim ao3te çok böyle fic okudum belki de o yüzden bu kadar beğendim AMA ONLAR ŞİRİNDİ ve çok şapşallardı bana güvenin ve okuyunnnn
翻车指南 [Guide on How to Fail at Online Dating]Jiang Zi Bei · 江苏凤凰文艺出版社 · 20201 okunma
Kalbim Hariç Her Şey
7/10
·404 syf.··
2026 9. kitabı
Kitap çok güzeldi, keyifle ve soluksuz okudum. İlk başta online takip ederken o kadar merak ediyordum ki sürekli bölüm geldi mi diye kontrol ediyordum, insanı gerçekten içine çeken bir kitap. Sadece Ayça'nın kitapları hakkında şöyle bir his yaşıyorum, olaylar bir noktadan sonra çok hızlandırılmış gibi hissettiriyor yani olaylar normal hızda giderken son çeyrekte sanki biri benden izinsiz x4 hıza almış gibi. Bir yandan bu his okumamı kolaylaştırırken bir yandan da kitaba dair eksik de hissettiriyor. Bunun dışında Ayça'nın kalemini okurken gerçekten çok keyif alıyorum. Dünyaya karşı farkındalığı ve kadın dayanışmasına vurguları beni ekstradan da mutlu ediyor. Mutlu etmek çok doğru kelime değil aslında ama en doğru böyle ifade edebilirim gibi geldi. Kıssadan hisse okuması rahat, insanın kalbine dokunan ve kadın kadının yurdudur kitabı olduğu için Kalbim Hariç'i çok sevdim. Okumak isteyen herkese tavsiye ederim, negatif eleştirim olsa bile(ki bana öyle gelen bir durum olabilir) tavsiye ediyorum. -Spoiler- (Baya Ağır Spoiler) Nefes'in kitabın sonunda ölmesini cidden beklemiyordum ama Nefes'in ölmesinden daha çok beni yaralayan bir şey varsa da o da Nefes'in korkudan ölmüş olması. O kadar kalbimi kırdı ki bu durum ve o kadar üzüldüm ki anlatamıyorum cidden çok mutsuzum. Ayça neden yaptın bunu neden:(((
Kalbim Hariç Her ŞeyR. Ayça Kavraz · İndigo Kitap · 202622 okunma
7/10
·88 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 21:05
İtalyan yazar ve felsefeci Vincenzo Latronico’nun, International Booker Prize’nde yer alan ve Türkçedeki ilk romanı olan Kusursuzluk için dijital çağın epik bir panoraması demek gerçekten yanlış olmaz sanırım. Roman, evden çalışan expat çift Anna ve Tom’un Berlin’de kurduğu hayatın içine davet ediyor bizi. Kusursuz görünen evleri, bitkileri, kahveleri, tasarım objeleri, seyahatleri… dışarıdan bakıldığında imrenilesi duran her şeyin içinde tuhaf bir boşluk hissi dolaşıyor. Bir noktadan sonra Anna ve Tom’un yalnızca yaşadıkları şehre değil, kendi hayatlarına da yabancılaştığını hissediyorsunuz. Sanki yaşamları gerçekten yaşanan bir şey değil de sürekli sergilenen bir atmosfere dönüşmüş gibi. Roman bir yönüyle tam anlamıyla bir Berlin romanı gibi ilerliyor; diğer yönüyle ise mekânı aşarak bugünün beyaz yakalı, dijital göçebe kuşağının ortak sıkışmışlığına dönüşüyor. Fall of the Berlin Wall sonrası hâlâ kimliğini arayan şehirle Anna ve Tom’un aidiyetsizliği birbirine çok yakışıyor. Web developer, graphic designer ve online brand strategist olarak çalışan bu iki karakterin üretimi de aslında çağın kendisi gibi: özgün görünmeye çalışan ama giderek birbirine benzeyen şeyler. Benim en etkilendiğim tarafı ise romanın bunu çok büyük olaylarla değil, tekrarlarla anlatması oldu. Aynı kafeler, aynı ekranlar, aynı estetik kaygılar, aynı konuşmalar… Latronico, modern hayatın o “iyi tasarlanmış” yüzeyinin altında bir tükenmişlik hâli olduğunu çok sakin ama çok sert bir şekilde hissettiriyor. Kitabı okurken birkaç kez Anna ve Tom’a değil de kendi çağımıza bakıyormuşum gibi hissettim. Belki de romanın en rahatsız edici yanı bu: anlattığı hayatın bize hiç yabancı gelmemesi.
KusursuzlukVincenzo Latronico · Yapı Kredi Yayınları · 2026179 okunma