Bir Aşk Masalı, okunduktan sonra gerçek manada bir hakikati öğrenmemize önayak oluyor. Biz ne yaparsak yapalım kendi özelimizde en doğru şey için çabaladığımızda eğer ki işin içine hırs, kibir, bencillik gibi kötülük barındıran duygular girdiğinde o çaba bizim kendi zindanımıza dönüşür. Kitabın konusunu kısaca özetleyecek olursak, beş farklı ülkenin beş farklı prensinin bir gece aynı rüyayı görmesiyle başlıyor. Rüyalarındaki sevgili için bir çaba vermeleri gerekiyor ve tam sonuca ulaşmaya yaklaşmışken verdikleri o çaba, onların ömür boyu içinde tutsak kalacakları zindana dönüşüyor. Dili sade ve olayları bir bütün içinde okuyucuya aktaran roman, olaylar arasındaki bağlantıyla okuyan kişiyi, kitabın sayfalarının peşinde koşturuyor. Özellikle sonu itibariyle çok etkilendiğim bir kitap oldu. Çokça severek tavsiye ederim.
Aşktan daha güçlü bir inanç yoktur. Ne kadar büyük hayal kırıklıkları yaşarsak yaşayalım eğer benliğimiz gerçek aşk tarafından ele geçirilmişse, o yakıcı duygu bizi asla terk etmez.
"Bu da ne?" diye geçirmiş aklından. "Yoksa yalan mı söyledi bu sürüngen? Yoksa Kaf Dağı'nın doruğu diye iblislerin inine mi götürüyor beni?" Aynı anda yılanın kinayeli sesi duyulmuş:
"Yalan söylemek siz insanların harcıdır. Biz yılanlar sözümüze sadığız. Ne söylersek onu yaparız. İblislerin sofrasına değil, Kaf Dağı'nın doruğuna getirdim seni. Hadi aptal mahluk aç gözlerini."
Önce yüzünde rüzgârı hissetmiş prens, sonra gözlerini açmış ve kendini bulutların arasında bulmuş. Doğru söylüyormuş yılan, burası Kaf Dağı'nın doruğuymuş.
"Kusura bakma" demiş o muhteşem canlıya dönerek. "Seni yanlış anladım."
Yılan iri başını usulca sallamış.
"Bütün insanlar yanlış anlıyor. Üstelik sadece bizi değil hayatı da yanlış anlıyorsunuz. Başımıza gelen felaketlerin çoğu işte bu yanlış anlamadan. Neyse, sana akıl verecek değilim, git ve hayırlı bir iş yap, kurtar Zümrüdüanka efendimizi."
Yolculukların en çilelisi aşk için yapılandır. Ve zorluk ne kadar artarsa aşk o kadar kıymete biner, o kadar anlam kazanır, o kadar vazgeçilmez bir hal alır.