Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evet, ben olsam affederdim, hem de sanki böyle bir şey olmamış, hiç olmamış gibi affederdim... Tabii, yoksa bu bir bağışlama olmazdı. Affedeceksen tamamen affedeceksin.
O anda yalnızca sorunun bir tek onunla ilgili olmadığını, yani kiminle mutlu olacağı ve kimi sevdiği konusuyla ilgili olmadığını, şu anda sevdiği adamın kalbini kıracağını da anlamıştı. Hem de çok acımasız bir şekilde kıracağını... Ne için? Sevimli biri olduğu, onu sevdiği ve ona aşık olduğu için.
Tekrardan merhaba, Josh Malerman!
Yoğun sınav yılımda -hiçbir şey okumama kararı aldığım zamanlarda- elime Kafes geçince bir şans vermek istemiştim. Ne yazık ki, Kafes'in tüm yapacaklarımdan alıkoyduğunu hatırlıyorum. O kadar sürükleyici ve akıcıydı ki elimden bırakamamıştım ve de okuduğum en iyi gerilim kitaplarından biriydi.
Geçenlerde kütüphanede, Gölün Dibindeki Ev'i görünce arka kapağını okuma ihtiyacı hissetmeden aldım. Bu kitap da yine çok akıcıydı ve yine çok sürükleyiciydi ama o kadar çok havada kalan, soru işareti olan noktası vardı ki insan merak ediyor 'başka bir kitapta devamı var mı?' diye.
17 yaşındaki iki gencin, randevuya çıkmasıyla başlıyoruz. Onların masum, saf duygularını yazar samimi bir şekilde yansıtıyor. Gölde çıktıkları bu randevuda, suyun altında bir ev keşfediyorlar ve aşık oluyorlar.
Yazarın ana korku ve gerilim teması 'bilinmezlik' üzerinde şekilleniyor ancak bu kitapta bu kadar bilinmezlik beni boğdu. Başka bir yazar bu konudan seri bile çıkarabilecekken, Malerman bizi öylece bıraktı.
Malerman'ın Kafes'ini herkese tavsiye ederim, bu kitabıysa... bence boşverin.