ONUR MURATOĞLU

ONUR MURATOĞLU
@onrmrtoglu
Sadece bilmek yetmez, bilgiyi kullanmak gerekir. Sadece istemek yetmez, harekete geçmek gerekir. #vongoethe #rezonanskanunu Hakikat vurur ve yoluna devam eder. #levhimahfuz
Hukuk Müşaviri
Doktora
Mardin
Mardin
58 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
#illiyin ve #siccin
İliyyin: Sebebe ait nedenselliğe dayalı demektir. Kur'an'daki 'Sevgi' düzlemidir. Siccin: Sert ve şiddetli olan demektir Kur'an'daki 'Korku' düzlemidir. MUTAFFIFİN SURESİ 7- Hayır, facir olanları kitabı şüphesiz 'Siccin'dedir 8- Siccin'in ne olduğunu sana öğreten nedir? 9- Yazılı bir kitaptır. 18- Hayır; ebrar olanların kitabı, "illiyin"dedir. 19- İliyyinin ne olduğunu sana öğreten nedir? 20- Yazılı bir kitaptır. 21- Ona yakınlaştırılmış -mukarrep- olanlar şahid olurlar. Siccin, facir olanların yani hakikat yolundan sapanların kitabıydı. Kâfir, o yola hiç girmeyendi. Facir ise, girdiği o yolda kaybolan... Ebrar'a gelince... Onlar özü ve sözü bir olan, hakikatin yolundan ayrılmayanlar demektir. Mukarreb, yani tekamüle yaklaştırılmışların kitabıdır. Tekamül yolunda özünü terketmeden yürürsen, mezuniyete yaklaştırılırsın. Tekâmal sınavında sona yaklaşmış biriysen, Kur-anın sana hitap eden düzlemi değişir. Siccin geride kalır. Senin Kur-anın artık İlliyyin'dir. Her şeyi sebepleriyle açıklayan, nedenselliğe dayalı,manâsını sadece sorgulayanlara açan Kur-an İlliyyin'dir. İLLİYYİN SEVGİNİN KUR-ANI "Kur'an daki sevgi düzlemi"
Alıntı
Reklam
#Batil-bilgi
Entelektüelizmin yaydığı kitap okumayan Insan cahil Insandır' anlayışının köklerinde kitap-bilgi, bilgi-aydınlanma denklemi yatar. Hakikat aynı görüşte değildir. Hakikate göre cehalet, okumayla değil ancak idrak perdelerinin kaldırılmasıyla giderilebilecek olgudur. Kitap bilgi demek değildir. Bilginin de doğrusu, yanlışı, iyisi, kötüsü, yararlısı ve zararlısı vardır.Bilginin önüne gelen sıfat önemlidir. BATIL bilgi karanlıkla eşittir. Bir ülkede, kişi başına düşen yıllık okunmuş kitap sayısı, farkındalık seviyesini vermez. Bu, sadece kitap piyasasının rant istatistiğini verir. Batil-bilgi, okundukça kişisel idrakı karartan bilgidir. Batıl-bilgi, zihinsel zehir adıdır. Ve hakikat, batil-bilginin yegane panzehiridir. Küçüğüm yeni çağ, batil-bilgiler-külliyatının kendini yeniden yarattığı çağın adıdır. Bugünler öyle günlerdir ki, en batil, en zehirli, kişinin zihin çarklarını en kilitleyecek bilgi bile, kitlelere bir mucize olarak mâl edilebilir. Tarih boyunca Tanri, karanlık öğretilerle mücadele etmesi için dinleri göndermiştir. Bugünün modern dünyası, Tanrının dinlerini sistemin o kadar dışında bırakmıştır ki, Insanlık bugün karanlık öğretilere karşı hiç olmadığı kadar savunmasız haldedir. Kent medeniyeti, Insanlara güzel üniversiteler, leziz restaurantlar, kurumsal birer kariyer gibi sayısız imkân sunabiliyor. Ve ne yazık ki arkadaşlarıyla güzel cafelerde buluşmak, Insanın içindeki manevi boşluğu dolduramıyor. Tehdit olan şu ki boşluk, batil-bilgiler-külliyatı eliye doldurulmakta.
#Sur'a
Bilgisayarın düşük frekanslı çalışma sesi onlara artık otur' değil ' diyecek. Insanlar, mitolojik varlıkların altın boynuzlara üfleyerek çıkaracağı ses sansa da Sur-a, frekansif bir sesten başkası değil. Frekansif bu çığlığın önemli bir özelliği var. Normal koşullar altında Insan çığlıkları' kulağıyla duyar. Kulağının verdiği bir çığlık duydum' sinyali beyne gider ve beyin 'Evet bu bir çığlık' dedikten sonra çığlığı işitirsin. Sur-a borusunun özelliği onun çığlığını senin bizzat duymamandır.Sur-a, vücudunun hücre çeperlerinde çınlar. Normal koşullar altında 'duymak ya da 'duymamak' özgür iradenin kararından geçer. Sur-a frekansı ise küllî iradenin kararıyla sana duyurulur. Özgür irade, Levh- Mahfuz a kulak vermeme iradesine sahip değildir. Özgür iradelerin toplamı olan küllî irade, bu karan vermiştir. Sur-a borusunu doğrudan hücrelerin duyar. Ki Sur-a'nın boruluğu, 'perdesiz' çalgı anlamındadır. Rab, bedenine bilincini bypass ederek ulaşır. Perdesiz, doğrudan... Rab, güzel haberi arada aracı bir medya olmadan ulaştırır. Beyin de bir medyadır. Beden ile varoluşun arasında. Beynin, sıfır bir beyin değildir. Kullanılmış, eski fikirlerle doldurulmuştur. Yüce frekans, bu büyük haberi: 'Kıyamet için beklenen saatin geldiğini' beynini devredişi bırakarak doğrudan bilincine gönderir. Sur-a istemdışıdır. Fakat bir de taşımakta olduğun bir beynin olduğu gerçeği vardır. Elinde tuttuğun Levh- Mahfuz,sur-a frekansının sende yarattığı, adını koyamadığın "Bana neler oluyor?"un bireysel tercümesidir.
Alıntı
#vazgeçtiklerimiz
KADERİMİZİ BELİRLEYEN ASLINDA SEÇTİKLERİMİZ DEĞİL, VAZGEÇTİKLERİMİZDİR. Neleri geride bırakacağını, kimlerle vedalaşacağını tamamdır bu iş, yolun açık olsun. Vazgeçmen gerekenden hele bir vazgeç... Yerine gelecek olan seni bulacaktır zaten. Bu yol, kişisel bir devrimin yolu. Bir düşün... Ruhunun ormanları tutuşmuş. Çatır çatır yanıyor herşey birer birer. Ne yapacaksın? Tabi ki su sıkacak, alevleri suda boğacaksın. Mümkün olan en tazyikli suya ihtiyacın var. Sonuna kadar açacaksın muslukları. Unutma, bahçe sulamıyorsun sen. Tutuşturulmuş ağaçlarını hayata döndürmeye çalışıyorsun. Ya üzerime su sıçrarsa, ya ıslanırsam...? Geç bunları, Üzerine sıçrayacak sudan imtina etmenin bedeli, üzerine ateşin sıçraması olabilir... Sevgiyi hayatımızda hakim kılmaya çalışıyoruz. Bu bazen yanıltıyor bizi. Hayatımızda korkuyu hakim kılmaya çalışanları bağrımıza basacağımız anlamına gelmiyor tüm bunlar. Sevmesini de bileceksin, elinin tersiyle itmesini de. Erkeksen, erkeklik adına duyarsız hanzonun teki olmayacaksın. Dişi karakterin sevgi renklerini de barındıracaksın üzerinde. Kadınsan, dişilik adına çıtkırıldım hanfendinin teki de olmamalısın Erkek karakterin delikanlı renklerini de barındırmalısın üzerinde. Senden iyi seven olmayacak. Yeri geldi mi senden iyi çifte atanı da olmayacak. Dikkatli olacaklar konu sen olduğunda. Çok iyidir ama tersi de çok kötüdür diyecekler. Devrimci olmak isteyen herkeste biraz kedilik olmalıdır. Esnek, sevgi dolu, dertsiz, tasasız belki uyuşuk ama da yeri geldiğinde alabildiğinde tırmalayıcı... Bir arkadaşımın hayvan mağazası vardı. Çok hayvansever biriydi, hayvanseverler derneği gibiydi dükkanı... Bir keresinde köpekbalığı yavruları görmüştüm deniz akvaryumunda. İlk defa kızdım ona içimden, ama hayvancıkları da hayran hayran izledim,
Alıntı
#yolculuk
Gittiği yolda direksiyonu bir türlü kıramayan, hep aynı doğrultuda yolculuk edenlerin yoldan çıkarıcısı Tanrıdır. Aynı istikamette. yıllardır süregelen ne uzayıp ne kısalan bu yolculukta birden her şey ters gitmeye başlar. Benzin göstergesi arızalanır. Öndeki araç devrilir. Arkadaki araç, içinde bulunduğun aracı sıkıştırmaya başlar. Dolu, cama sileceklerden daha hızla temas etmektedir. Kozmik mekanizma, senin için açtığı sapaklara dönemediğini gördükçe bir sapak daha yaratacaktır. Ve sonra bir tane daha... Pas geçtiğin bu sapakların birinde, göremeyeceğin küçüklükte bir not yazılıdır: TEKAMÜLDEN ONCE SON CIKIS O sapağı da kaçırdığında yolculuğun sonuna yaklaşmışsındır. Son sapağı kaçıran sürücüleri, kolları açık şarampoller' bekler. Direnç sahipleri, değişimin kaçınılmaz olduğunu farkettikleri noktada, öncelikle adaptasyon yoluna başvurur. Adaptasyon istikamet değişikliği değil sadece şerit değiştirmedir. Sürücü, izini kaybettirme yolunu seçmektedir. Ve bu yöntem asla işe yaramaz. Kıyamet, kamuflaj giysilileri tek tek cımbızla toplar ve devrim kutusuna atar. Hayat otobanından, şerit değiştirerek Tanrı ve meleklerine izini kaybettirebilmiş tek bir sürücü bile geçmemiştir. Tanrının gözlerinin kaçırmanın sonuçları olumsuzdur ve geri dönüşü yoktur. Tekâmül, sana yeni bir yol çizmeni söylediğinde en doğru olan planlı bir manevra ile ne pahasına olursa olsun bu değişikliği kendin gerçekleştirmendir. Tekamül yolu evin önüne kadar geldiyse ve senin kurulu düzeninin değişmezliğinden ötürü ilerlemiyorsa otobana yapılacak tek bir şey kalır , ISTIMLAK.
Alıntı
Reklam