Beni günlerce bunalttıktan sonra birden kafamda açıklık kazanmaya başlayan bir şeyi sezer gibi oluyor, artık bir efendi değil Marslıların boyundurluğu altına girmiş bir hayvan olduğuma inanmaya başlıyor, artık tahtımızdan indirildiğimiz duygusuna kapılıyordum. Artık görünmemeye çalışarak etrafı kollayıp duran, kaçıp gizlenen o hayvanlardan bir farkımız kalmamıştı; insanoğlunun korkulu imparatorluğu son bulmuştu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
O an insanoğlunun havsalasının almayacağı ama hükmettiğimiz zavallı hayvancıklara hiç de yabancı gelmeyecek bir duygu yaşadım. Kendimi, yuvasına geri döndüğünü sanırken birden yuvasını kazıp altını üstüne getiren birtakım adamlarla karşılaşan bir tavşandan farksız hissettim.
Hayatın karanlık ve korkunç yanlarından yakayı sıyırmış olanlar benim gaddarlığımı, bu son faciamız karşısındaki öfke krizlerimi kolaylıkla suçlayacaklardır; çünkü onlar neyin yanlış olduğunu herkes gibi bilseler de azap çekmiş insanların başlarından nelerin geçmiş olabileceğinden habersizdirler. Ama pek çok zorluk atlatmış, sonuçta hayatını dibine kadar yaşamış olanlar daha hoşgörülü olacaklardır.
Ne yapacağını bilemeyen, allak bullak olmuş altı milyon insan, silahsız ve tedariksiz, arkalarına bakmadan kaçıyordu. Uygarlığın darmadağın oluşunun, insanlığın toplukıyımının başlangıcıydı bu.
"Korkaklık etme!" dedim. "Korkudan aklın başından gitmiş senin. Bir felaket karşısında yıkılıp gidecekse din ne işe yarar? Bir düşün bakalım, depremler ve seller, savaşlar ve yanardağlar bugüne kadar ne işler açtı insanların başına. Tanrı'nın Weybridge'i bütün bunlardan bağışık kıldığını mı sanıyorsun?.. Tanrı sigortacı mı, be adam!"