Önce anıları siliyorsun, ardından adındaki harfleri çıkartıyorsun gönül alfabenden. Belki eksik kalıyor artık kuracağın cümleler. Belki canın çok yanıyor ama alışıyorsun... Bir süre sonra yakamıyor artık kimse canını. Kimse için üzülmüyorsun... Belki kimseyi de onun kadar sevemiyorsun. Ama hayatın durmadığını anlıyorsun. Çoktan senden vazgeçmiş olandan, Sen de vazgeciyorsun. Yeniden güneşin doğuşuna sahit oluyorsun. Belki eskisi gibi içini ısıtmıyor. Ama onsuz olduğun zamanlardaki gibi de üşümüyorsun... Yaraların kapanıyor ve iyileşiyorsun... Unutmaya başlıyorsun en az unutulduğun kadar. Unutma! Herkes geçer, her şey geçer... Bitmez denen her aşk gibi, Ömür gibi... - Cemal Şenol Can
Duygu ve Düşünce
Onsuz yok olacağımdan korktuğum için onun beni yok etmesine göz yumdum. Öyle öğrenmişim. Kendi içimin derin boşluğunda kaybolmamak için başkasının hapishanesini güvenli zannetmeyi. Aynayla yüzleşmektense başkasının yüzünde kendimi kaybetmeyi. Beni sevme ihtimali olanlar gitmesin diye kendimi hiçe saymayı. Oyle öğrenmişim.
Alıntı
Reklam
Bazen bazı sevdalara çok geç kalırsın Geç de olsa bir gün bir yerde karşılaşırsın Elini uzatsan tutacak Yüreğini versen saracak kadar yakın Ve bir o kadar da uzak hissedersin Ne ona gidebilirsin Ne de onsuz kalabilirsin Bir çıkmaza girer yolun Yüreğin kalmak ister Bedenin gitmek
(Fazlaca olüm ve olumsuzluk içerir )
İnsan onuru, gururu ve şerefi için yaşamıyorsa ya da yaşarken başkasının onurunu, gururunu ve şerefini zedeliyorsa baştaki kelime artık geçersizdir. En tahammül edemediğim tipler bunlar. Kendisinde bunların varlığı yok diye başkalarında da yok sanıyor. Bu büyük bir hata. Normal ilişkilerde ya başlatmıyorsun ya da anında silebiliyorsun. Ama sevdiğin insanla ilişkinin ortasındayken bu tarz olaylar yaşandığında anında silsen de aptal sevgi var. Mantıksal olarak kapı önüne koyarken sonra koyan sen değilmişsin gibi ağlayabiliyorsun. 😅😅🤦‍♀️ Ya da onun yüzüne nefret kusarken ve değersiz davranırken sevgini gizlemek zorunda kalıyorsun. Bilmiyorum ama özsaygımı zedeleyen insanlara küçükken de sınır çizip direkt silerdim. Bunu da çoğunlukla çocuklar değil büyükler yapardı. Çoğu insanı severken silmiş biri olarak acı vericiydi ama bilmiyorum madem aile ya da dost vs. o zaman o değerli konumları hak edecek olmalıydılar. Düşman gibi davranıp dostluk beklemeyecek gururları ve şerefleri olsundu değil mi? Ortada sevgi varsa içinde olumsuzluğun hiçbir türünü kabul etmiyorum. Evet tartışılır ya da zıtlıklar olabilir ama bunun da saygı versiyonu mevcut. Yapıcı versiyonu mevcut, sakin ve normal üslup versiyonu mevcut. Eee sadece onlara değil de bana mı vardı? Sildiğim insanlar arasında çekirdek ailem de var. Zorundalıktan bazen bir aradayız ama yan yana oturmak bir yakınlık değil ki, mesela otobüste de yabancı bir insanın yanında oturuyoruz? Okula başlarken de öyle. Hayatımda olmaları kopmadığımız anlamına gelmiyor. Bir ara bunu düşündüm, sonradan aileme katılanları o tarz davranışlarında anında silerken ailemi de silmiştim. Hem de o zorundalıktan ötürü maalesef defalarca olmuştu, hiçbiri birinci de sınırlı kalmamıştı. Bu da kendimde olan teorileri destekleyen bir şeydi. Çünkü bazen o
Onsuz yok olacağımdan korktuğum için onun beni yok etmesine göz yumdum. Öyle öğrenmişim. Kendi içimin derin boşluğunda kaybolmamak için başkasının hapishanesini güvenli zannetmeyi... Aynayla yüzleşmektense başkasının yüzünde kendimi kaybetmeyi... Beni sevme ihtimali olanlar gitmesin diye kendimi hiçe saymayı... Öyle öğrenmişim.
Onu benden almayın.
Bir gün beni birisini severken görürsen inan ki sen ol diye Rabbime çok yalvardim. Bu cümle ne acı ki yaşayana aslında çok ağır. Birinden vazgeçmek istememek. Sevginin en üst versiyonu olarak en güçlü olandan onu istemek. Sevgi, aşk denilen kavramlar ne yazık ki günümüzde içi boş birer patates torbası haline getirildi. İyi insanlar enayi olarak adlandırılıp bir Afyon dinlenme tesisi niyetiyle sevilenler tarafından ilgi açlığı karşısında doyum için kullanılmaya başlandı. Erkekler sevilecek hanımefendi, kadınlar ise düzgün beyefendi bulamadıklarını dile getirmekte peki herkes bu kadar düzgünse kim bu bizi üzen ve nerede kavuşamadıklarımız? Aslında hepsi içimizde hepimiz başka bir hikayenin kötüsüyüz çünkü insan sevdiğine kolaylaşır. Ve her sevgi sahibi insan iddia sahibidir. Ve insan bilin ki iddiasından sınanır. Senin kıyamadığına başkası kıyar, senin bakarken içinin gittiği senden gider. Olduramamak olamamak ve onsuz kalamamak. Mevlana'nın alıntısı belki Burçin Terzioğlu sesiyle çınlar kulaklarınızda "Allah der ki kimi benden çok seversen onu senden alırım. Onsuz yaşayamam deme seni onsuz da yaşatırım." Az çok sevgiden, sevginin zorluklarından bahsettim hatta ayrılığa kadar ama kavuşmak... İşte bu konunun yabancısıyım ben onsuz yaşatılanlardanım.
Reklam
Reklam