10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:38
Gece Yarısı Kütüphanesi – Matt Haig Hayatımız boyunca hep "Ya şöyle olsaydı?" sorusunu kendimize sorarız. Farklı seçimler yapsaydık, başka bir şehirde yaşasaydık ya da başka bir meslek seçseydik hayatımız daha güzel olur muydu? Gece Yarısı Kütüphanesi, tam da bu sorunun peşinden gidiyor. Nora Seed, pişmanlıklarının ağırlığı altında ezilen ve hayatından memnun olmayan bir kadın. Bir gece kendini yaşamla ölüm arasındaki gizemli bir kütüphanede buluyor. Buradaki her kitap, onun farklı bir seçim yaptığı alternatif bir hayatı temsil ediyor ve Nora bu hayatları deneyimleme şansı elde ediyor. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, kusursuz bir hayatın aslında var olmadığı fikriydi. Çoğu zaman uzaktan baktığımız hayatları mükemmel sanıyor, kendi hayatımızı ise eksik görüyoruz. Oysa Nora'nın deneyimlediği her yaşam, dışarıdan ne kadar kusursuz görünürse görünsün kendi içinde farklı sorunlar ve eksiklikler barındırıyor. Bence kitabın vermek istediği en önemli mesajlardan biri şu: Önemli olan hangi hayatı yaşadığın değil, o hayatın içindeki kişinin kim olduğudur. Çünkü yaşadığın hayat, bir bakıma sen olduğun için vardır. Kendini değiştirmeden hayatının tamamen değişmesini beklemek pek mümkün değildir. Ayrıca kitap, sahip olduğumuz hayatı küçümsemek yerine onu sevmeyi ve elimizden geldiğince güzelleştirmeye çalışmayı hatırlatıyor. Belki de mutluluk, başka bir hayatta değil; şu an yaşadığımız hayatın içinde saklıdır. Düşündüren, umut veren ve okuduktan sonra insanı kendi hayatını sorgulamaya iten bir roman. Gece Yarısı Kütüphanesi Matt Haig
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,5bin okunma
Puan vermedi·125 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 19:54
Evlenmek istemeyen asi bir kadın (Katherina) ve onunla iddia uğruna evlenip onu “Yola getirmeye” çalışan dik kafalı bir adamın (Petruchio) trajikomik çatışması. Kitap boyunca “Hırçınlık kimde? Toplumda mı, Katherina’da mı?” diye sormadan edemiyorsunuz. Karakterlerin birbirini alt etmeye çalıştığı sahneler adeta bir tiyatro sahnesi gibi gözümün önünde canlandı. Dönemine göre manipülasyonu ve insan psikolojisini harika işlemiş dahi yazar. Keyifli okumalar
Hırçın KızWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20125,8bin okunma
Reklam
10/10
·560 syf.··
2026 19. kitabı
Merhabalar Efendim Sizlere en değerli serilerimden olan Bronz'un final kitabı ile geldim. Baştan söyleyeyim bolca duygu yüklü ve spoiler içeren bir yorum olacak. Dikkat edenlere duyrulur. Serinin final kitabı olduğu için konu kısmını atlayarak direk yoruma geçiriyorum. Bronz'un Hisarın hastalığını öğrendikten sonra onu bir onu tedavi için bir kliniğe yatırmasıyla biten son kitabımızın ardından tedavi olan Hisarı okuyarak başlıyoruz bu kitabımıza. Hisar tamamen hastalığından kurtulmuş durumda ama zorlu günler aslında onu Bronz cephesinde bekliyor. Bronz Hisara çok kızgın ve çok kırgın. Kendisini düşünmediği için, onu düşünmediği için, beraber yaşayacakları geleceklerini düşünmediği için, kendini bazı şeylere feda ettiği için. Hem kızgın hem Kırgın olan bir bronz okuyoruz. Hisar ona yaşattıkları için çok pişman ama kendi içinde de haklı sebepleri var ve bu süreçte Hisar'ın Bronz'a kendini affettirmesini ve onun peşinden bir adım olsun ayrılmamasını okuyoruz. Bronzu anlayabiliyorum o yüzden sert davranışlarını, soğukluğu gayet anlaşılabilir. Hisar'ın da yaptığı ile yüzleşmesi ve kendine ne kadar doğru gelse de sevdiği adamın bakış açısından baktığında ve bu durumla bil hassa kendisi de karşılaştığında Bronz'un ne hissettiğini, nasıl kırıldığını gayet iyi anlıyor ve bundan duyduğu pişmanlığı da her defasında dile getiriyor. Bazı şeylerin sonuna geldik final kitabımızda. Çözülen sırlarımız var, geçmişin karanlık perdesi ile yüzleşiyor karakterlerimiz. Fedakarlıklar sonucunda kaybettiğimiz karakterlerimiz var. Çok ağlayarak okudum o kısımları. Aslında Serdal'ın ölmesine üzülmemem gerektiğini biliyordum, çünkü herkes ailesiyle birlikteyken O da en güzel şekilde ailesinin yanına gitmeliydi ve onlara kavuşmalıydı. O yüzden içim bir parça buruk olsa bile onun için en güzel
Bronz 6Özge Naz · Guardian Yayınları · 202671 okunma
Baba olmak yüreğe dokunmaktır
9/10
·56 syf.··
2026 29. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 21:03
Bazı kitaplar olaylarıyla akılda kalır, bazıları diliyle. Mösyö İbrahim ve Kur’an Çiçekleri ise insanın kalbinde eksik kalmış bir yere dokunarak hatırlanır. Bu kısa ama derin romanı okurken, aslında bir çocuğun büyüme hikâyesinden çok, sevginin ve rehberliğin insan hayatını nasıl değiştirebildiğini okuyoruz. Romanın merkezinde Momo vardır. Sevgiye aç, yalnız ve kendisini ait hissedeceği bir yer arayan bir çocuk… Karşısında ise yaşlı bakkal Mösyö İbrahim durur. İlk bakışta sıradan görünen bu adam, zamanla Momo’nun hayatındaki en önemli kişiye dönüşür. Çünkü ona para vermez, makam vermez, büyük vaatlerde bulunmaz; sadece yanında olur. Bazen bir insanın kurtuluşu da tam olarak budur. Mösyö İbrahim’in Momo’ya yaklaşımını etkileyici kılan şey, karşılıksız oluşudur. O, çocuğa sahip çıkarken herhangi bir ödül beklemez. Onu kendi inancına zorlamadan, kendi doğrularını dayatmadan, sevgi ve anlayışla yol gösterir. Müslümanlığı anlatırken bile bir üstünlük duygusuyla değil, insanı daha iyi bir insan yapabilecek değerler bütünü olarak sunar. Roman bu yönüyle dinler arası hoşgörünün ve insan sevgisinin güçlü bir örneğini ortaya koyar. Kitap boyunca hissedilen en önemli duygu ise baba özlemidir. Momo’nun eksikliğini çektiği şey yalnızca bir ebeveyn değil; kendisine inanacak, onu dinleyecek ve hayatın içinde elinden tutacak bir rehberdir. Mösyö İbrahim bu boşluğu doldururken okuyucuya önemli bir gerçeği hatırlatır: Babalık bazen kan bağıyla değil, emekle ve merhametle kurulur. Romanın dili sade olmasına rağmen duygusal etkisi oldukça güçlüdür. Eric-Emmanuel Schmitt, büyük cümleler kurmadan büyük duygular anlatmayı başarır. Bu nedenle kitap bittiğinde akılda olaylardan çok hisler kalır. İnsan, Momo’nun yolculuğunu düşünürken kendi hayatındaki eksiklikleri, karşısına çıkmış
Duygu ve Düşünce
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,4bin okunma
10/10
·400 syf.··
2026 49. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 20:41
“Lanet olsun ona. Ve ona beni böyle... böyle... hissettirecek gücü verdiğim için bana da lanet olsun.” Off-Campus serisinin üçüncü kitabı ve şu ana kadar serideki favorim oldu! Okurken o kadar çok kahkaha attım ki sayısını hatırlamıyorum. Aynı zamanda özlediğim o yumuşacık, tatlı romantizmi de sonuna kadar hissettirdi. Dean, seride en çok merak ettiğim karakterdi. Sonuçta grubun en çapkın, ilişkilerden kaçan ve tam bir "red flag" gibi görünen üyesiydi. Ama onun hikâyesini okudukça aslında ne kadar yanıldığımı fark ettim. Dean düşündüğümden çok daha derin bir karaktermiş. Sürekli taktığı maskenin altında gerçek duygularını gizlediği için onu ilk başta tanımak pek mümkün olmuyor. Bu seride en sevdiğim şeylerden biri de kendini beğenmiş ve egolu görünen erkek karakterlerin gelişimini okumak oldu. İlişki istemeyen, bağlanmaktan korkan karakterlerin zamanla değişimini görmek gerçekten çok keyifliydi. Kitabın konusuna gelirsek; Hannah'nın yurt arkadaşı Allie, uzun süreli ilişkisinin bitmesinin ardından eski sevgilisiyle karşılaşmamak için çocukların evinde kalmaya karar veriyor. Ancak o sırada evde sadece Dean var çünkü grubun diğer üyeleri şehir dışında. Bir gece sarhoşken aralarında bir şeyler yaşanıyor ve sonrasında bunun tek gecelik bir hata olduğunu düşünüp birbirlerinden uzak durmaya çalışıyorlar. Tabii ki işler planladıkları gibi gitmiyor. Dean'ın hesaba katmadığı şey, Allie'den gerçekten hoşlanmaya başlaması oluyor. Önce fiziksel çekimle başlayan ilişkileri zamanla çok daha derin bir bağa ve aşka dönüşüyor. Seri içinde şu ana kadar açık ara en sevdiğim kitap buydu. Karakterlerin uyumu, romantizmin dozu ve Dean'ın karakter gelişimi beni tamamen kazandı. Tüm seriyi bitirip uyarlamasına başlamak için sabırsızlanıyorum. Romantik kitap sevenlere gözüm kapalı
HesaplaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20221,758 okunma
10/10
Bu kitabı ilk 2017 yılında duymuştum hatta bir sınıf arkadaşım bana okumam için vermişti ama ben bitirmeden birkaç sayfa okuyup geri vermiştim. Okumam için doğru zaman bugünmüş demekki. Anne 14 yaşında, şuan ondan büyüğüm ama aynı zamanda da yazdıklarını okurken çoğu yerde kendi zihnime bakıyormuş gibi hissettim. Çok etkileyiciydi. Kalemi de çok güçlüymüş yaşasa eminim yine adını yazdığı romanlar sayesinde duyacaktık. Ölümümden sonra da yaşamaya devam etmek istiyorum demesi ve dünyanın onu o öldükten sonra tanıması ve ölümünden yaklaşık 82-83 yıl geçmesine rağmen yaşamaya devam etmesive yüzyıllar sonra da yaşamaya devam edecek olması..
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Epsilon Yayınevi · 20238,9bin okunma
Reklam
Reklam