İnsanın dili ne kadar çok susarsa kalbi de o kadar çok konuşur.
Kalbini dinleyense hakikate, hakikatine erişir. Bu yüzden insanın kendini tanıması sükuta, sükunete bakar.
Kendini tanımak. Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acıların, utançların, zilletlerinle aynısın. Rüyaların, hayallerin, dileklerinle bir başkası.
Biz ki, nass'ı mukaddesler dünyasından kovduk... Avrupa'nın içtimaî ve siyasî mitosları karşısında bu apışıp kalmak, bu kendini küçük görmek, bu papağanlaşmak ne için ?