Ya depresyon aslında yas tutmanın bir biçimiyse... Olması gerektiği gibi olmayan hayatlarımız için tutulan bir yas ise?
Kaybetmekle birlikte hâlâ ihtiyaç duyduğumuz bağlar için tuttuğumuz bir tür yas?
Çektiğiniz eziyet konusunda belli bir hikâyeyi kabullendikten sonra ona karşı çıkmak çok zor oluyor. Sıkıntımı kontrol altında tutmak için boynuna geçirdiğim bir tasma gibi olmuştu bu hikâye. Bunca zamandır beraber yaşadığım bu hikâyeyi kurcalamaya kalkarsam, o eziyetin zincirlerinden kurtulmuş bir hayvan gibi üzerime atılacağından korkuyordum.
Bu defa önceden hazırladığım bir kitabı verdim. İçine küçük bir kâğıt koymuş, "Hep seni düşünüyorum" diye yazmıştım. Kitabı geri getirdiğinde baktım benim verdiğim kâğıda, o cümlenin altına "Ben de seni" diye yazmış.
Bu iki kelime boğulmakta olan ruhuma bir hayat öpücüğü kondurmuştu sanki.
Baktım küpe çiçeği tomurcuklarını patlatıvermiş.
Saka kuşu sevinçle sıçrayıp ötüyor.
Ulan kuş sen hep böyle öter miydin be.
Fırlayıp dükkânı dört dönmeye başladım.
“senin adınla
ey yüceler yücesi
sevgi evimizde sende
sana secde ederiz.
seninle dolu
kendi benliğimizden boş
esirgenmemizi iste sen iste iste sen
işte sakınmamız
işte cevarihi azamızın
fenaya düğümü
işte elimizin açıklığı
gözümüzün sabrı
dilimizin damağımızdaki yapışıklığı
esirgenmemizi iste sen iste sen”