Ben babanın ruhuyum senin ve bir süre için
Mahkûmum geceleri karanlıkta gezmeye,
Gündüzleri ateşler içinde kalmaya,
Yanıp tükeninceye dek işlediğim günahlar.
Açıklamam yasak olmasaydı eğer
Yaşadığım zindanın sırlarını,
Öyle şeyler anlatırdım ki sana,
Tek kelimesi aklını başından alır,
Kaynayan kanını donduruverirdi;
Gözlerin iki şaşkın yıldız gibi
Fırlardı yuvalarından.
O bukle bukle saçların ayrılıp birbirinden
Diken diken kıllarına dönerdi
Ürkmüş bir yaban kirpisinin.
Ama et ve kandan kulaklara duymak yok
Ruhlar dünyasının sırlarını.
Dinle, dinle ama, dinle!
Sevgili babanı gerçekten sevdinse eğer...
Kaderim çağırıyor beni! Ve bu çağrı,
Nemea aslanının sert kaslarına çeviriyor
En ince damarlarını bedenimin!
Nasıl çağırıyor yine, bakın! Bırakın beni!
Ant olsun, gebertirim yoluma duranı!
Çekilin diyorum! Yürü, geliyorum ardından!
Babamın ruhu, zırhlar içinde?
Iyiye emanet değil bu;
Korkunç bir oyun oynanmış olmasın?
Çabuk gel ey gece! Sen de uslu dur ruhum geceye dek!
Kötü işler gömülse de yerin dibine
Çıkacak bir gün insanların gözü önüne.
Birilerinin çalmaması veya kaybolmaması için paranızı muhafaza ediyorsunuz. Çocuklarını, karını ve kendini en değerli, canlı para olarak düşün. Onları koru, harcayarak bitirme, aksine, artırmaya çalış.
Her şeyden önce, anadilimize saygı göstermeli ve onu korumalıyız; dilimiz yaşadığı sürece biz de bir halk olduğumuzu hissedeceğiz. Atalarımızın dili yok olursa, halk da tükenir ve yok olur.