Yine uzanıp ayak bileğini kaşıdı. Tele-ekranlar sa-bahtan akşama kadar sayıp döktükleri iç bayıltıcı istatis-tiklerle, insanların artık daha çok yiyecek, daha çok giysi, daha iyi evler, daha çok eğlence olanağı bulabildiklerini, elli yıl önceye oranla daha uzun yaşayıp daha az çalıştıkla-rını, daha yapılı, daha sağlıklı, daha güçlü, daha mutlu, daha zeki olduklarını, daha iyi eğitim gördüklerini kanıt-lamaya çabalıyordu. İşin ilginci, bu söylenenleri doğrula-manın da, çürütmenin de mümkün olmamasıydı. Örne-ğin, Parti, bugün yetişkin proleterlerin yüzde kırkının okuma yazma bildiğini ileri sürüyordu; söylenenlere ba-kılırsa, bu oran Devrim'den önce yüzde on beşi geçmiyor-du. Parti, çocuk ölümlerinin Devrim'den önce binde üç yüz iken, bu oranın artık binde yüz altmışa düştüğünü öne sürüyordu; istatistikler böyle sürüp gidiyordu işte.