Bu çağın en büyük hastalıklarından biri olan beğenilme arzusu, "Yapalım beğensinler, alkışlasınlar, takipçilerimiz ve izleyenlerimiz artsın, itibar kazanalım." düşüncesidir. Böyle bir beklenti bile bu aziz dinin kabul etmediği bir durumdur. Böyle bir beklentiye bile girsen, aslında sen bir ücret bekliyorsun demektir ve bu, ihlasın, samimiyetin ve tevhid davasının asla kabul etmeyeceği bir tavırdır. Ne olursa olsun, ecir ve mükafat Allah'tandır
Hiç şüphesiz Allah Teâlâ kıyâmet günü:
“Nerede benim rızâm için birbirlerini sevenler? Gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bugün onları, kendi arşımın gölgesinde gölgelendireceğim” buyurur.
Müslim, Birr 37.
“İyi ve kötü arkadaşın hali, güzel koku satanla körük çekenin haline benzer: Misk satan, ya sana güzel kokusundan bir miktar meccanen verir ya sen satın alırsın, ya da (hiç değilse onunla beraber olduğun sürece) güzel koku koklamış olursun. Körük çeken kimse ise, ya elbiseni yakar ya da (en azından) körüğün kötü kokusundan rahatsız olursun.”
Buhârî, Zebâih 31,
“Kıyamet günü bir adam getirilir ve cehennem ateşine atılır. Bağırsakları karnından dışarı çıkar ve onlarla birlikte değirmen döndüren merkeb gibi döner durur. Cehennem halkı onun yanına toplanırlar ve derler ki:
– Ey filân! Sana ne oldu? Sen iyiliği emredip kötülükten nehyetmez miydin? O kişi de:
– Evet, iyiliği emrederdim, fakat kendim yapmazdım, münkerden nehyederdim, fakat kendim yapardım, der.”
Buhârî, Bed’ül-halk 10; Müslim, Zühd 51