Ölüm sonrası tanışan ve birbirlerine aşık olan, farklı yaşamlara sahip bir çifte, 24 saatliğine, tam uyum içerisinde sevgilerini her şeyden üstün tutarak yaşamaları koşuluyla, dünyaya geri dönme izni verilecek. Ancak tam uyum içerisinde yaşamayı başaramazlarsa tekrar ölüler dünyasına gelecekler.
Aksiyon, romantizm, gerilim kitabın içine gayet yerinde serpiştirilmiş. Sartre; felsefe, şiir, roman veya oyun farketmeksizin, mevzubahis sanat olunca her alanda var olabiliyor. Daha önce Sartre okumadıysanız, onunla tanışmanın en tatlı belki de tek tatlı yolu bu eser olabilir.
Çiftimiz her şeyi bir kenara bırakıp aşklarını ön planda tutacak şekilde yaşamak yerine geçmiş ile hesaplaşmaya, bol entrikalı ve kaoslu bir hikayenin mimarı olmayı tercih ediyorlar.
İnsanların olası bir ikinci şansı da tıpkı ilki gibi harcayacaklarını güzel bir hikayeyle harmanlamış ünlü varoluşçu yazarımız.
Gülben Ergen; "Bir şans daha istiyorsun da, bence, ben dönmem geriye..." diyerek özetlemişti mevzuya bakış açısını.
Bu süre içinde Sartre ve Gülben'den yola çıkarak ben de, bol bol kafa yordum bu ikinci şans mevzusuna... Bana göre de insanlar ikinci bir şansı hak etmezler. Hatta bırakın ikinci şansı, hiçbir şansı hak etmezler.