Birçok kez bir böcek olmaya çalıştığımı size tüm ciddiyetimle söyleyebilirim. Ancak onu dahi olamadım. Beyler, yemin ederim ki bilinçli olmak bir hastalıktır; hem de tam manasıyla gerçek bir hastalık.
Ama takdir-i ilahi işte. Yine döndüm dolaştım senin bedenine âşık oldum. Fakat bu sefer ruhu farklıydı, o kadar değişik bir his ki anlatamam. Dalgalı bir deniz gibi her anı farklı, hep yüksekte ama düştüğünde de kötü düştüğün bir ilişkiydi. Adının Şafak olduğunu öğrendiğimde biraz yadırgadım. Özge bahsettiği için biraz biliyordum ama çok farklı bir adam o, konuşması, cazibesi o kadar farklı ki...” Gurur dinledikçe şaşırıyordu, aklı almıyor, mantığı el vermiyordu durumu kavramasına.
“Sen biraz sıkıcısın.” dedi gülümseyerek. İçten bir gülümsemeydi. İlk defa İzem’i gülerken görmüştü.
“Anlayamıyorum, anlamaya çalışıyorum ama olmuyor. Nasıl oluyor? Neden hatırlamıyorum?” dedi Gurur. Soracağı soruların hepsini unutmuştu sanki.
“Anlamaya çalışma Gurur. Ben anlamaya çalışmayı çoktan bıraktım, sen de bırak.” Kafasını sallayarak onayladı İzem’i.
“Aslında buraya gelme amacım çok farklıydı benim, nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.” dedi, Gurur. Hayatının her alanını planlamıştı, oturmuş ölçmüş, biçmiş ve hesabı cebine koymuştu. Sadece onun için güvenebileceği birine ihtiyacı vardı.
“Buraya geldiğinde de nasıl söyleyeceğini bilmiyordun, bir çırpıda söyleyiver.”