ONUR

ONUR

, şu anda okuyor
%43 (68/155 syf.)
Viktor E. Frankl
8.2/10 · 51,4bin okunma
Reklam
Kamp sakinleri ne olursa olsun karar vermekten ve inisiyatif almaktan korkuyorlardı. Bu, insanı kaderin yönettiğine ve kişinin kaderini etkilemeye çalışmaması, bunun yerine ağlarını örmesine izin vermesi gerektiğine yönelik güçlü bir histen kaynaklanıyordu. Buna ek olarak, tutsağın hislerine hiç de basit bir etkisi olmayan bir umarsızlık hali de söz konusuydu. Bazen ölüm kalım meselesi olan konularda karar vermek gerekiyordu. Tutsak bu seçimi kadere bırakmayı tercih ediyordu. Karardan kaçınmanın en belirgin olduğu durumlar, tutsağın bir kaçma girişiminden yana veya aleyhinde karar vermesi gerektiği zamanlardı. Karar vermesi gerektigi o dakikalarda (her zaman sadece dakikalar söz konusuydu) cehennem azabı çekiyordu. Kaçmaya çalışmalı mı? Riski göze almalı mı?
Sayfa 68·Kitabı okuyor
Alıntı
Yapılacak bir işim daha vardı: Vasiyetimi yazmak. "Dinle Otto. Karıma dönemezsem ve sen onu bir daha görürsen, ona, onunla her gün her saat konuştuğumu söyle. Sakın unutma. İkinci olarak onu herkesten çok sevdim. Üçüncüsü, onunla evli olduğum kısacık süre, burada tüm yaşadıkarımıza rağmen her şeye değerdi."
Sayfa 67·Kitabı okuyor
Alıntı
Insan yaşamı ve onurunu artık tanımayan ve insanı iradesinden soyutlayarak onu (fiziksel kaynaklarını son damlasına kadar sömürdükten sonra) yok etmeyi planlayan bir dünyada, kişisel benlik en sonunda değerlerini kaybedebiliyordu. Toplama kampındaki bir insan kendisine saygısını korumak için son bir mücadele vermediği takdirde birey olma; aklı, iç özgürlüğü ve kişisel değerleri olan bir varlık olma hissini kaybediyordu. Bu durumda kendini sadece korkunç bir insan kitlesinin bir parçası olarak görmeye başlıyor ve varoluşu, hayvan yaşamı seviyesine iniyordu. Insanlar bazen bir arada bazen tek tek, tıpkı kendine ait bir düşüncesi ve iradesi olmayan bir koyun sürüsü gibi bir yerden diğerine doğru güdülüyordu. İşkence ve sadizm biçimlerinde ustalaşmış küçük ama tehlikeli bir çete onları her yandan izliyordu. Bu çete, sürüyü ileri geri bağırış, tekme ve düdüklerle durmadan hareket ettiriyordu. Biz koyunlar ise sadece iki şeyi düşünüyorduk: Kötü köpeklerden kaçınmayı ve biraz yemek almayı.
Sayfa 62·Kitabı okuyor
Alıntı
"Beni kalbinde bir mühür gibi taşı, sevgi ölüm kadar güçlüdür."
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam