ONUR

Ama güzel kadınların tutsağı, kölesi olmamıştı hiçbir zaman, önlerinde yerlere kadar bile eğilmemişti. Çünkü onlara yakın olmanın kendisine fazladan bir telaş, sıkıntı getireceğini biliyordu. Bu nedenle, onları genelde uygun bir biçimde, uzaktan sevmeyi yeğlemişti.
Sayfa 103·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Petersburg'da geçirdiği ilk gençlik yıllarında durgun yüzü daha bir sık canlanıyor, gözleri daha uzun süre hayat ışığıyla parlıyor, bu ışıkta aydınlık, umut, güç oluyordu. Herkes gibi heyecanlanıyor, umutlanıyor, önemsiz şeylere seviniyor ve gene önemsiz şeylerden acı duyuyordu. Ama bütün bunlar geçmişte kalmıştı; insanın her dostunu içten sandığı, her önüne gelen kadına aşık olduğu, evlenme önerisinde bulunduğu, kalbini sunduğu, bunların bir bölümünü de gerçekleştirdiği (ama sonra hayatı boyunca pişmanIık duyduğu) gecmiste..
Sayfa 103·Kitabı okuyor
Alıntı
Tarantyev her şeye, çevresindeki herkese somurtkan, yani küçümser, açık bir düşmanlıkla bakardı. Haksızlığa uğramış veya bir yeteneğinin değeri bilinmemiş; nihayet, kaderine küsmüş, ama gene de ona boyun eğmiş güçlü kişilik sahibi biri gibi, her şeyi, herkesi küçümser, aşağılardı.
Sayfa 80·Kitabı okuyor
Alıntı
"Bütün gece yazacakmış," diye geçirdi içinden Oblomov. "Peki ne zaman uyuyacak? Tut ki beş bin kazanıyor yılda! Hiç de fena para değil! Ama durmadan yazacak, düşünecek, ufak şeylere verecek ruhunu, görüşlerini başkalarına anlatacak, aklını, hayallerini satışa çıkaracak, kişiliğini zorlayacak, heyecanlanacak, coşacak, sabırsızlanacak, durup dinlenmek bilmeyecek, sürekli hareket edecek... Ha bire yazacak, yazacak, bir makinenin çarkı gibi dönecek de dönecek... Yarın yazacak, öbür gün gene yazacak, bayramda yazacak, yazın sıcağında yazacak... Çekilir mi bu? Ne zaman dinlenecek bu adam? Zavallı!"
Sayfa 71·Kitabı okuyor
Alıntı
Oblomov arkadaşının arkasından bakarken şöyle geçiriyordu içinden: "Batmışsın sen sevgili dostum, kulaklarına kadar batmışsın: Dünyada kendinden başka her şeye hem kör hem sağır hem de dilsizsin... İnsanların arasında kırk takla atarsın; işinle, rütbenle övünürsün... Bizde buna da meslek diyorlar işte! Bunun için zekâya, irade gücüne, duyguya hiç gerek yok... Neye yarar ki bunlar? Gereksiz lüks şeyler! Yaşadığı kadar yaşayacak ama içinde çok şey kıpırdamayacak... Ama dairede on ikiden beşe kadar çalışacak, sekizden on ikiye kadar da evde... Vah zavallı!"
Sayfa 66·Kitabı okuyor
Alıntı