ONUR

İyi bir işçi tığla dakikada ancak beş ilmek atar, bazı döngüsel dokuma makineleri ise aynı sürede otuz bin ilmek atıyor. Yani makinenin çalıştığı her dakika işçinin yüz saatlik çalışmasına bedel ya da makinenin çalıştığı her dakika işçiye on günlük dinlenme süresi kazandırıyor. Dokuma sanayisi için geçerli olan bu durum, modern makinelerle yenilenmiş her sanayi kolu için de az çok geçerlidir. Ama biz ne görüyoruz? Makine kusursuzlaştıkça ve el emeğine sürekli artan bir hız ve kesinlikle üstünlük sağladıkça işçi de kendi dinlenme süresini o ölçüde uzatacağı yerde makineyle rekabete girişmek istercesine misliyle çabalıyor. Ah, saçma ve ölümcül bir yarış bu!
Sayfa 29·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu toplumsal ve bireysel perişanlıklar ne kadar derin ve sayısız, ne kadar sonsuz gibi görünse de işçi sınıfı "onu istiyorum" dediği anda, aslan yaklaşınca toz olan sırtlanlar ve çakallar gibi uçup gidecektir. Ancak işçi sınıfının kendi gücünün bilincine varabilmesi için Hıristiyan ahlakının ve iktisatçı ve serbest düşünceci ahlakın önyargılarını ezip geçmesi gerekir. Kendi doğal güdülerine tekrar kavuşması, burjuva devriminin metafizikçi savunucularının icat ettiği İnsan Hakları'ndan bin kez daha kutsal ve daha esaslı olan Tembellik Hakkı'nı ilan etmesi gerekir. Çalışma süresini günde sadece üç saatle sınırlamayı, günün ve gecenin geri kalanında aylaklık edip sefa sürmeyi şart koşması gerekir.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Ancak üreticiler bu sona varmadan önce tüm dünyayı dolaşarak yığılan mallarına pazar arar, pamuklularını piyasaya sürebilsinler diye hükümetlerini Kongo'yu ilhak etmesi, Vietnam'ı fethetmesi, Çin Seddi'ni topa tutması için sıkıştırırlar. Geçen yüzyıllarda Fransa ile Ingiltere, Amerika'ya, Güneydoğu Asya'ya mal satma tekeli uğruna ölümcül düellolara tutuşurdu. 11., 16. ve 18. yüzyılın sömürge savaşlarında denizler binlerce genç ve dinç insanın kanıyla boyandı.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Alıntı
Emekçiler iktisatçıların yanıltıcı sözlerine kulak verdiklerinden ruhlarını ve bedenlerini çalışma illetine teslim ettiler ve tüm toplumu da toplumsal organizmayı sarsan şu endüstriyel aşırı üretim krizlerine sürüklüyorlar. Bunun üzerine ürün bolluğu ve müşteri kıtlığından ötürü işlikler kapanıyor ve açlık o bin sırımlı kırbacını işçi topluluklarının sırtında şaklatıyor. Çalışma dogmasıyla sersemlemiş, sözde refah döneminde kendi kendilerine çektirdikleri aşırı çalışmanın şimdiki sefaletlerinin sebebi olduğunu anlamaktan âciz işçiler, buğday ambarlarına koşturup da bağırmazlar ki "açız ve yemek istiyoruz! Doğru, meteliğe kurşun atıyoruz ama açlıktan ağzımız koksa da bizdik buğdayı hasat eden, bizdik üzümü toplayan..." diye.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Alıntı
Çalışın, gelişim emekçiler, toplumsal serveti ve bireysel sefaletinizi büyütmek için. Çalışın, çalışın ki daha da yoksullaşınca çalışmak ve sefil olmak için daha çok sebebiniz olsun. İşte budur acımasız kanunu kapitalist üretimin.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Alıntı