"Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar, bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan
heykele çevirir; dördüncüyü atar alevlerin içine.Birini yaralar; öldürür ötekini. Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi. Çünkü dayanacak güç yoktur karşısında."
"Evet evet evet , işte buydu. Gençlik bitmeliydi , ah evet. Ama gençlik, hayvanmış gibi olmaktır zaten sadece. Hayır, sadece hayvanmış gibi olmak değil de hani şu sokaklarda satıldığını dikizlediğiniz minik oyuncaklardan biri olmak gibidir, teneke ve içi zemberekli ve üstünde kurma kolu olan ve gırr gırr gırr diye kurunca gitmeye başlayan, yürüyen filan minik heriflerden biri olmak gibidir, ey kardeşlerim."
"Evet, Nemecsek! Benim! Silah deponuzdan Pál Sokağı Çocukları'nın bayrağını kim çaldı diye aramanıza gerek yok artık! Ben aldım onu! Bakın işte burada! Ayağı Wendauer'den bile küçük olan benim işte! Ve seslenmeseydim,kendimi ele vermeseydim orada olduğumu ruhunuz bile duymazdı! Öğleden sonra saat üç buçuktan beri oradayım! Ama Gerèb'in sözlerini duyunca,bizim aramızda kimsenin cesur olmadığı yalanını söylediğini duyunca dayanamadım! "Şimdi gösteririm sana gününü!" diye düşündüm, "Pál Sokağı Çocukları arasında cesur biri yok ha! Başka kimse yoksa bile, şu an ben buradayım! Küçük asker Nemecsek!" İşte buradayım"