"Dergiler hoş bir vanilyalı tapyoka karışımına dönüştü. Lanet olası züppe eleştirmenlerin söylediğine göre kitaplar bulaşık suyuydu. 'Kitapların artık satılmamasına şaşmamalı.' dedi eleştirmenler. Ama ne istediğini bilen, mutlu mutlu dönen halk çizgi romanlarının sürmesine izin verdi. Bir de üç boyutlu seks dergilerinin tabi. İşte bu Montag. Devlet tarafından, tepeden inme getirilmedi. Başta hüküm, bildirge, sansür yoktu... hayır! Teknoloji, kitlesel sömürü ve azınlık baskısı bu numarayı gerçekleştirdi, Tanrı'ya şükür. Günümüzde onlar sayesinde sürekli mutlu kalabiliyorsun ve çizgi roman okumana, eski ve iyi itirafları veya ticaret günlüklerini okumana izin veriliyor."
"Şimdi uygarlıklarımızın azınlıklarını ele alalım, tamam mı? Nüfus arttıkça azınlıkların sayısı artar. Köpek sevenleri, kedi sevenleri, doktorları, avukatları,..., Baptistleri, Üniteryenleri,..., İtalyanları, Almanları, Teksaslıları,..., Oregonlu veya Meksikalı insanları sinirlendirmeyeceksin. Bu kitaptaki, bu oyundaki, bu televizyon dizisindeki insanlar herhangi bir yerdeki gerçek ressamları, haritacıları temsil etmemektedir. Pazarın ne kadar büyürse ihtilaflarla başa çıkma gücün o kadar azalır Montag, bunu hatırla. Bütün o küçük azınlıkların göbeğinin temiz tutulması gerekir. Kötü düşüncelerle olan yazarlar, daktilolarınızı kilit altına alın."
"Düğmenin yerini fermuar alır ve insan şafakta giyinirken düşünmeye, felsefi düşüncelere dalmaya ve dolayısıyla da melankolikleşmeye ayıracak bir saat bulamaz olur."
"Klasikler on beş dakikalık radyo programlarına uyacak şekilde kısaltılıyor, sonra iki dakikada okunacak bir kitap eleştrisi için tekrar kısaltılıyor, sonunda da bir sözlükte on iki satır alıntı yapılıyordu. Abarttım tabi. Sözlükler referans içindi. Ama Hamlet ile ilgili tek bildikleri 'Artık tüm klasikleri okuyabilirsiniz; komuşularınıza ayak uydurun.' iddiasında bulunan bir kitaptaki bir sayfalık özetti. Anlıyor musun? Anaokulundan üniversiteye, sonra da tekrar anaokuluna; entelektüelliğin son beş yüzyıl veya daha fazlasındaki gidişatı bu işte."
"Sonra... yirminci yüzyılın başında sinema filmleri ortaya çıktı. Radyo, Televizyon. İşler *kitle* kazanmaya başladı."
"Kitle kazandıkları için de basitleştiler. Eskiden kitaplar orada burada, her yerde tek tük insanlara hitap ediyordu. Onlar farklı olma imkanına sahipti. Dünya genişti. Ama sonra dünya gözlerler, dirseklerle, ağızlarla doldu. Nüfus ikiye, üçe, dörde katlandı. Filmle, radyolar, dergiler bir çeşit puding macunu normuna indirgendi...anlıyor musun?"