Neydi o ölümden önceki beş etap? Reddetmek, öfkelenmek, pazarlığa girmek, bunalıma düşmek, teslimiyet... Oooo çok atlattım bunları ben be, öldüm öldüm, dirildim kaç kere...
“Dikkatli olun üstadım, bu Bahtiyar Kont acayip, netameli, tekinsiz bir adam.”
“Öyle mi? Nasıl vardınız bu kanaate?”
“Bedri Kocaman onun portresini çizmiş. Üstelik kanıyla!”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Canın mı yanıyor, ruhum acıyor Adrian?” Oooo, Bayan Parrot nihayet konuştu.
“Her ikisi de güzelim, her ikisi de. Utanç yiyip bitiriyor beni. Kibrim yakışıksız, kabalığın affedilmez. Ne ayıp! Yediğim dayak daha az acı verdi inan.”
Aziz Üsteğmen'imiz, beni ve İsmet'i bölükteki askerlerle tanıştırdı. Bölük astsubayları Attila ve Kenan da bizlere "Hoş geldiniz!" dediler. İkisi de uzun boylu, esmer, iyi yarı, çok becerikli, tecrübeli ve işinin ehli askerlerdi. Kenan Kayserili, Attila Eskişehirliydi. Kenan Astsubay'ı ne zaman görsem arkasında ufak tefek, kara kuru bir askerle geziyor olurdu. Bir gün sordum:
"Kenan Astsubayım yanındaki arkadaş kim?"
"Bu benim hemşerim asteğmenim. Ben buna göz kulak oluyorum. İsmi Cafer."
"Oooo merhaba Cafer. Nasılsın bakayım?"
Cafer, gevrek gevrek cevap verdi:
"Sağolun gomutanım. Kenan Gomutan'ım sayesinde çoh eyiyim."
"Kenan Astsubayım, köylüne çok iyi bakmışsın."
Kenan Astsubay göz kırptı. "Bakmaz olur muyum? Ben Cafer'e zeytin veririm. Peynir, fındık, fıstık veririm değil mi lan Cafer?"
Cafer iyice gevşeyip Kenan Astsubay'a sarılarak "He valla gomutanım, seni pek tahdir ediyom."