önce kafasını gösterdi:
— kafa dediğin eskir, ihtiyarlar, ölür bile insan ölmeden, dedi.
sonra kalbini gösterdi:
— eskimeyen, eksilmeyen şey buradadır.
— bugün, dedi, kafan karadaki gibi işliyor, korku yok! doğrusu da bu. böyle olmalı. karadaki gibi işlemeli kafa denizde de. hiçbir şeyin çaresi karada da yoktur. bize çare, elimizin altında gibi gelir. yalan! boş! dünya çaresiz dünyadır.
— Olamaz öyle şey yakamoz, dedim. dünya çarelidir. insanlar dünyaya bir çare bulacaklar.
— hay yaşayasın pedimu! İişte karada böyle düşünülür. denizde de böyle düşünmelidir. yanlış ama, olsun. hep, her zaman böyle düşünmeli.
mesuttum. bu saadeti bana sen vermiştin. her şeyi iki üç misli daha çok seviyordum. buna sebep sendin. sendin ama, yine bu işte en talihsiz de sendin. sana güveniyor, senin arkadaşlığından hoşlanıyor, ama sana durmamacasına gülüyordum.