7/10
·368 syf.··
2026 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 15:26
Bu hikaye çok daha derin yazılabilirdi. En Parlak Gün Işığı kitabından tanıdığımız Maddie'nin aşk hikayesini okuduk. İlk kitapta sevimli bulduğum bir karakterdi ama bu kitaptaki yeni ruh halini anlamakta biraz zorlandım. Geçmişini biliyoruz, evet ama bu yine de bu kadar depresif bir karakter olmasını açıklamıyor. Neden bu kadar depresif olduğunu açıkladığı sahneyi de benimseyemedim. Bence çok daha farklı kurgulanmalıydı. Milyon tane sebep verebilirdik yani, bu sebep bana biraz anlamsız geldi. Hem bunun üzerine doğru düzgün düşmediler bile. Bir fizyoterapist ve balerinin aşk hikayesini okuduk. Kurgu bu çerçevenin içerisinde güzel ama içi doldurulamamış. Okurken hiç heyecan hissedemedim. Bu yüzden ilk kitaba yaptığım güzel yorumları bu kitaba yapamayacağım. Ortaya bir eser çıkmış ama keskinleştirilmesi gereken çok detay vardı. -SPOILER- Babası geldi, evet. Tehdit etti, tamam. Seni bir daha göreceğim dedi gitti ve bir daha hiç görmedi? Yani burada yazar kurgudan bence çok kopmuş. Madem böyle bir baba figürü yazıyorsun, o zaman hakkını ver. İki söz söyleyip adam ortadan kaybolmasın. 2026 okuma listenize opsiyonel olarak eklemenizi tavsiye edeceğim bir kitap.
Kalbin En Karanlık KöşesiLisina Coney · Lapis Yayıncılık · 2024358 okunma
5/10
·312 syf.··
2025 28. kitabı
Kitap başlarda baya ilgi çekiciydi akıcıydı da güzel ilerliyordu ama karakterlere bir türlü ısınamadım duyguları bana hiç geçmedi hadi erkek karakterin duygu sorunları (opsiyonel) var ondan böyle falan dedim ama kızın kardeşi ile olan sahneler dışında pek etkilendiğimi söyleyemem. Ayrıca kitabın direkt çiftleşecek birilerini bulmamız lazım moduna girmesine hiç anlam veremedim önce sonra ortada ırkların devamı için bir damızlık olma durumu olduğundan kaynaklı diye düşündüm ama kimse soy devam ettirmeye çalışmıyor yani abuk subuk şeyler yapıyorlar sebep kesinlikle cadı çocuk doğurmak değil de sapkınlık gibi geldi bana yani. Bu tarz tutkuların ön planda olduğu sahnelerde aşırı hareketleri önemsemem rızasız görünen şeyleri(yani kadın aslında istiyor ama kabul etmemesinin bir sebebi var gibi olan durumlar) mazur görürüm ama burada sözde kız adama istemediğini söylerken içten içe istiyormuş ama olay olana kadar kızda farkında değil. Bu bana hiç geçmedi ya zorla birliktelik okuyor gibi değildi evet kızın da istekliliğini sonrasında görüyoruz ama iş başlayana kadar net istemiyor kaçıyor küfür ediyor bağırıyor falan abi bu durmak için yeterli değil mi? Yani içinde istese bile bariz şekilde engel olmaya çalışıyor ortada naz falan yok. Bu tarz çok sahne okudum başka kitaplarda ama kadınların hayır derkenki isteğini hep fark ediyordum ama bu kitapta başlarda öncelikle çok taciz okuduğumu hissettim. Kız da ne istediğini bilmiyor zaten salağın tekine döndü bir yerden sonra çok sorgulamamaya başladım. Sonlara doğru hikaye çok çok ilginç hiç beklemediğim yerlere gitti ki gitmese 2. Kitaba asla başlamazdım zaten de yani burada kötü sanılan kişinin aslında iyi olduğu klişesini beklerken kötü gerçekten kötü çıktı yani bu hoşuma gitti ama affedilecek şeyler de yapmadı ilerde iyilik meleği
Cadılar MeclisiHarper L. Woods · Pukka Yayınları · 2023815 okunma
Reklam
Distopya mı Ütopya mı ?
6/10
·272 syf.··
2025 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2025 17:14
Her ne kadar bir distopya örneği gibi görünse de birçok kişi için ütopik bir yaşam vaad edebilir Cesur Yeni Dünya. Birçok insan ütopik bir yaşamın acıdan, açlıktan, üzüntüden, savaştan yani hayatı olumsuz yönde etkileyecek olan tüm olaylardan noksan gibi tasvir eder. Cesur Yeni Dünya’da bu talepleri karşılıyor aslında. Ama yapay bir toplum yaratma uğruna insanlardan aldıkları, verdiklerini hiçbir şekilde karşılayamaz. Bilanço epey ağır. Bireysel düşüncenin istenmediği, robotlaşmış, sabit fikirlerle yol yürüyen bir toplum istiyor. Mutlu olmak bir seçim değil burada. Sadece mutlu olmak da değil sanatsal, dinsel, kültürsel hiçbir faaliyet istenilmiyor. Fizyolojik ve güvenlik ihtiyacından öteye geçilmiyor Maslow’un Hiyerarşisine göre. Bu topraklarda filizlenen düşüncelerin tehlikeli olduğunu bildikleri için topraklarını ekmiyorlar, nadasa ayırıyorlar. Ancak o şekilde ileride oluşacak tehlike meyvelerinden arınabilirler. Simülasyon kısa vadede birçoğumuza etkileyici gelebilir ama uzun vadede insanın özgür düşüncesinin olmaması demek yaşamanın anlamını sorgulatacak türden olur. Gerçek yaşamdaki belirsizlik ne kadar tehlikeli görünse de özünde barındırdığı merak, insanı hayata adım attığı ilk günden beri canlı tutan, ilerlemesini sağlayan en temel içgüdü olmuştur. Bu konuya en güzel örnek Truman Show olabilir. Truman başlarda kendisi için düzenlenmiş yapay dünyada çok mutlu bir şekilde yaşamaktadır. Her gün aynı olaylar, saati saatine tekrarlanınca bir süre sonra aydınlanma yaşıyor ve bir simülasyon olduğunu anlayıp oyundan kendi isteğiyle çıkıyor. Çünkü kimse opsiyonel olmayan mutluluk istemez. Tıpkı bu dünyada var olmamızın opsiyonel olmadığı gibi. Bu yazıma Truman Burbank’ın simülasyon dünyasından çıkarken söylediği söz ile bitirmek istedim: In case I don’t see you,
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,1bin okunma
Korkusu olmayanın cesareti olmazmış
10/10
·592 syf.··
2025 63. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2025 12:32
BU KİTABI NASIL ANLATACAĞIMI BİLMİYORUM. Bu kitaba hakkında hiçbir şey bilmeden, sadece süper kahramanlar ve kötüler temasını bilerek başladım ve her şeyi adım adım öğrendim. O yüzden şu anda konuyu anlatmak bile benim için çok zor ama elimden geleni yapacağım. Spoiler yok, koyduğum yerde de kafam kadar uyarı olacak. Şimdi hikayemiz sanırım gelecekte geçiyor? Yani bununla ilgili bir bilgimiz de yok ama neyse. Normal insanların dışında "Dahi" dediğimiz bir insan ırkı daha var. Dahilerin aslında normal insanlardan farkı yok ama özel güçlere sahipler. Bu güçler insanları korkuttuğu için (ee haliyle) dahilere pek iyi baktıkları ve özgürlük tanıdıkları söylenemez. O yüzden Anarşinin Ası isimli bir dahi en güçlü dahileri ayaklandırıp dünya düzenini yıkan bir savaş başlatıyor. Bu savaşın ardından dünyaya kaos egemen oluyor ve sınırlayıcı güçler olmadığı için can güvenliği sıfıra inmiş durumda. Bu yüzden kendine muhalif diyen başka bir grup dahi de insanlara yardım etmeye ant içiyor ve sonra Anarşinin As'ını indiren bir savaş daha oluyor falan filan. Konuyu anlatamıyorum sallıyoruz çok karışık. Ana karakterimiz Nova "Kabus" lakabını kullanan bir anarşist. Savaştan on yıl sonra süper kahramanlardan birini öldürmeye çalışırken başarısız olmasıyla hikayeye giriş yapıyoruz. Nova, Kabus kimliğiyle aranan bir suçlu ama kimse onun gerçekte kim olduğunu bilmediği için yakalanmıyor. Sonra bir gün Nova tanınmamanın verdiği bu rahatlıkla casusluk yapmak için muhalif sınavlarına giriyor ve aralarına karışıyor. Ama bundan sonra işler onun için biraz (opsiyonel) karışık bir hal almaya başlıyor. Dex'in neden bu kitabın arka kapağına konuyu yazma çabasına girmediğini anladım şu anda, neyse. Bakın, biraz karışık anlattığımın farkındayım ama kitap dehşet iyi. Son zamanlarda okuduğum en
MuhaliflerMarissa Meyer · Dex Yayınları · 2023525 okunma
Yere Daha Yakın Yıldızlara Daha Uzak
Puan vermedi
(Spoi var gibi ama yok gibi de(;) Uzun zamandır nedenini bilmeden kitaplığımda belirttiğim ve en sonunda okumaya karar verdiğim bu kitap okurken beni bi çok kez kendince sorgulattı.Bu kitapta bi çok ölüme ,birçok ihanete ve en önemlisi büyük bir aşka tanık oluyorsunuz.Kitaptaki ölüm şekilleri kitaba biraz daha bağlanmanızı sağlıyo ve daha çok okuyasınız geliyo(opsiyonel).Neyse kitabın sonunda biraz sulu gözlük yapmadım değil ama genel olarak sıkı bi okuyucuysanız benim gibi iki günde okuyabiliceğiniz bi kitap.İyi okumalar! zeynepFK. Yere Yakın Yıldızlara Uzak Emine Tavuz
Duygu ve Düşünce
Yere Yakın Yıldızlara UzakEmine Tavuz · Epsilon Yayınevi · 201915,2bin okunma
8/10
·456 syf.··
2025 47. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2025 15:54
Sık sık hatırla; yanlış kişiden anlatıldığında sensin masaldaki kötü cadı; belki de canavarın ta kendisi. Merhabaa. Bugün sevdiğim bir yazar olan N.G. Kabal'ın Canavarın da Kalbi Varmış kitabından bahsedeceğim biraz. Önce kısaca bir konusundan bahsedelim. Ana karakterimiz Luzia vampirlerin ve insanların bir arada yaşadığı bir dünyada yaşıyor. Kendisi çocukluğundan beri bitmeyen bir kalp ağrısına sahip. Onlarca doktor gezmesine rağmen bu kalp ağrısının nedenini asla öğrenememiş ve bu yüzden zor bir çocukluk geçirmiştir. Bu kalp ağrısına iyi gelen tek şey ise "Gece Işığı"dır. Yani vampir kanı. Luzia kalp ağrısının "önceki" yaşamıyla bir bağlantısı olduğunu öğrendiğinde ise yüzyıllar önceki geçmişinin yaşandığı kasabaya gelir ve burada eski bir şatoyu müzeye çevirir. Bir yıl boyunca her şey yolunda gider, ta ki şatonun asıl sahibi Sidra Dekalton kasabaya geri dönene kadar. Buradan sonrasında kendi düşüncelerimden bahsedeceğim. Öncelikle puanımdan çok belli olmuyor sanırım ama kitap baya beklentimi altında kaldı. Hatta üzerine düşündükçe neden 8 verdiğimi bile anlamıyorum. 7 vermeyi çok düşündüm hatta bazı şeyler o kadar umurumda değil ki 6 bile verebilirdim belki. Puan tamamen kıyamadığım için çünkü bu kitaba karşı inanılmaz bir beklentim vardı. Okuması iyi sardı zevkliydi falan diye (kendimi kandıra kandıra) 8 puanı yapıştırdım geçtim. İlk 150 200 sayfa boyunca sıkıntıdan baygınlık geçirdim. İlk 100 sayfa alışamamak benim için sorun değildi çünkü genelde Nagihan'ın yazdığı serilerin ilk kitaplarının ilk 100 sayfalarında genel olarak çok beğenemiyorum ama sonrasına bayılıyorum. O yüzden sabırla kitabın beni içine çekeceği anı bekledim ama o an sadece geliyormuş gibi yaptı. Asla tam anlamıyla gelmedi. Baştan şunu da söyleyeyim vampirler ve vampir teması üzerine
Canavarın da Kalbi VarmışN. G. Kabal · Dex Kitap · 20251,076 okunma
Reklam
Reklam