“ Aynaya bakarken tesadüfen başkalarının aynı aynadan bana baktıklarını yakaladığım çok olmuştur. Ben aynada kendimi görmüyor, görülüyordum ve aynı şekilde öteki de kendisini görmüyor ama benim yüzümü ve ona baktığımı görüyordu. Aynada kendimi de görebilmek için daha da yaklaşsaydım belki öteki tarafından hala görülebilir olacaktım ama ben onu göremeyecektim artık. Aynı aynada, aynı anda hem kendimizi hem de başkalarının bize bakmakta olduğunu görmemiz mümkün değildir.
Şimdiki durumum farklı mı yoksa aynısı mı? Gözlerimi kapalı tuttuğum sürece iki kişiyiz: ben burada, o da aynada. Gözlerimi açtığımda benim ona, onun da bana dönüşmesini önlemeliyim. Ben onu görmeliyim ama onun tarafından görülmemeliyim.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Başkalarının bende birini gördüğü ama o birinin de benim tanımadığım bir ben olduğu; başkalarının ancak bana ait olmayan gözlerle dışarıdan bakarak görebildikleri ve tanıyabildikleri o birisine, benim içimde ve onlara göre benim görüntüm olduğu halde (demek ki “benim” dediğim aslında benim için değildi!) bana hep yabancı olacak bir görüntü atfedecek olmaları; onlara göre benim olan bu hayatın içine giremeyeceğim düşüncesi, benim huzurumu kaçırıyordu.”
“ Ölmek istemiyorum; çünkü geleceği aklımdan çıkaramıyorum. Yaşamın bana neler getireceğini öğrenmek için umutsuzca bir merak duyuyorum. Başımdan neler geçeceği, nasıl gelişeceğim, beş yıl sonra, on yıl sonra, otuz yıl sonra ne olacağım. Evleneceğim adam, yaşayacağım ve gezeceğim yerler. Çocuklar. Yalnızca bencil bir merak değil. Tarih boyunca en az ölme arzusu duyulacak bir zamanda yaşıyorum.Uzay yolculuğu, bilim, uyanıp gerinen koca bir dünya. Yeni bir çağ başlıyor. Tehlikeli olduğunun farkındayım. Ama bu dünyada yaşamak harika bir şey.”