“Yaşamımın ilk yirmi yılı toz olup dökülüverdi; bir gün kurtulacağıma hiçbir zaman inanmadığım bir ağırlık, bir kelepçe, bir semer gibi. İşte böyle, bütün bu yıllardan hiçbir şey kalmıyordu artık. Ve mutluluk o akşam duyduğum geçici sarhoşluksa, yaşamımda ilk kez mutluydum.”
“Ruhum yok edilemez bir molekül, azıcık havanın şişirdiği ama doğada yerini bulan bir kürecik mi yoksa enginlikte kaybolan boşluğun kendisi, hiçliğin imgesi midir?”
“Yaşamış olduğumuz dünya kaderlerimizin örülüp söküldüğü bir tiyatro hâlâ; bizler bu tiyatroyu canlandıran ve şimdiden sönmeye yüz tutmuş merkezi ışıktan yayılan ışınlarız…”