Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 44 dk.
Sayfa Sayısı:
132
Basım Tarihi:
Eylül 2012
İlk Yayın Tarihi:
Nisan 2001
Yayınevi:
Kolektif Kitap
Orijinal Adı:
La rêve et la vie
ISBN:
9786058667907
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·132 syf.··
2026 4. kitabı
Kolektif Kitap'ın ''Resimli Başyapıtlar'' serisine bayılıyorum. Bu da çok özenli ve keyifle okunan bir baskı olmuş. Kesinlikle okurken aldığım keyfi çok çok katladı. İçeriğe dair birkaç söz.... Hakikaten şiirsel bir anlatı. Anlayabilmek güç. Her okunduğunda bir ruh haline sokabilir. Bir tavsiye: Gautier'in Nerval'in Hayatı adlı kitapla okursanız daha aydınlatıcı olabilir anlatı sizin için. Kitapta Doğu atıfları dikkat çekici. Tabii İstanbul'dan da bahsediyor. Doğu'da Seyahat adlı bir kitabının olduğunu ve İstanbul için önemli bir yer ayırdığını ekleyelim yazarın. Son olarak bir tek bana mı öyle geldi bilmiyorum ama Filibeli Ahmed Hilmi'nin Amak-ı Hayal'iyle paralellikler sezdim. Tabii ikisi de yoğun bir rüya temasını işliyor ancak onun dışında gerek dinlerle gerek mistik meselelerle ilgili olan kısımlar açısından da birbirlerine çok yaklaşıyorlar. Belki ileride bu konu birileri tarafından teşrih edilir.
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2012255 okunma
Bir Zihnin İç Yolculuğu
8/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
İlk etapta bir aşk anlatısı gibi görünse de metnin derinlerinde insanın kendi zihniyle ve bilinçdışıyla kurduğu oldukça kırılgan bir ilişki yer alıyor. Anlatıcı kendi iç dünyasının dehlizlerinde adeta savruluyor. Zaman zaman rüyalar, imgeler ve sezgiler aracılığıyla başka bir gerçekliğin eşiğine yaklaşıyor. Bu yolculuk bir yandan büyüleyici diğer yandan kasvetli ve tedirgin edici. Bir noktadan sonra insan yalnızca bu dünyayı yaşamıyor, onu anlamaya ve hatta kontrol etmeye de çalışıyor. Bilinçdışının kapısını araladığını düşündüğünde bir süre sonra ona hükmedebileceğini de zannedebiliyor. “Neden," dedim kendi kendime, "tüm irademi kullanarak sonunda bu gizemli kapıları açmayı ve duygularıma boyun eğmek yerine onlara hükmetmeyi başaramayayım?" (s. 111) Metin ilk etapta romantik bir bağlılık gibi görünüyor. Ama biraz durup düşününce bu cümlede yalnızca birine yönelmek değil de ben insanın ötekinde kendi iç dünyasının bir yansımasını bulmasını görüyorum. Ötekine baktıkça kendimize dair bir şey görebilmemiz aşk duygusunun asıl etkisi bana göre. Kitap ilerledikçe anlatıcı rüyalarına ve içsel deneyimlerine giderek daha fazla anlam yüklemeye başlıyor. Hatta bir noktada onları kontrol edebileceğini düşünmeye oldukça yaklaşıyor. Ama tam burada bir kırılma yaşıyor. İnsan bilinçdışını yönetmeye çalıştıkça aslında onun karşısında ne kadar kırılgan olduğunu da fark ediyor. Kutsal kabul ritüelinin sınavlarına tabi kılındığımdan emin olduğum anda ruhum yenilmez bir güçle doldu. Kendimi tanrıların bakışları altında yaşayan bir kahraman olarak gördüm..." (s.93) Finalde ilginç bir geri çekiliş var. Anlatıcı bir noktada yaşadıklarını açıklamak için yeniden akla sığınıyor ve bütün bu deneyimi “bir rüya” olarak yorumlamaya yöneliyor. Bu açıklama metnin bıraktığı etkiyi ortadan
Edebiyat
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma
Bir Düş Mültecisi: Gérard de Nerval
Puan vermedi·110 syf.··
2021 2. kitabı
“Kaba Oyalanmalar” Bazen bir çift göz gibi peşine takılırız bir çift sözün. Zihnimize kazınan bir çift bakış gibi zihnimizde yankılanır o bir çift söz. Nerval’in peşine o bir çift sözün keşfi yüzünden takılmıştım ben de. Üstelik bambaşka bir sokakta. Orhan Pamuk’un en sevdiğim romanı Masumiyet Müzesi’nde: "Fransız şair Gerard de Nerval'in bir kitabını okudum. En sonunda aşk acısından kendini asan şair, hayatının aşkını sonuna kadar kaybettiğini anladıktan sonra, Aurélia adlı kitabının bir sayfasında, bundan sonraki hayatın kendisine yalnızca "kaba oyalanmalar" bıraktığını söyler." dediği yerde. Hakiki bir kayıptan arta kalan “kaba oyalanmalar”dan başka nedir ki zaten? Pamuk, Nerval’e olan ilgisini kahramanı Kemal’e bahşederken bir aşk acısı boşluğundan arta kalan hissi de betimlemiş oluyordu: “Güzelliğinden ya da kendimi çok yakın hissettiğim hareketlerinden ve teninden sızan bir ışık, bana dünyanın gitmem gereken merkezinin onun yanı olduğunu hatırlatıyordu. Geri kalan yerler, kişiler, meşgaleler kaba oyalanmalardan başka bir şey değildi." Pamuk’un Nerval’e tek göndermesi bu değildir. Nerval’in büyük aşkı olan tiyatrocu Jenny Colon, Masumiyet Müzesinin başkarakteri Füsun’un çalıştığı Nişantaşı Şanzelize Butik’te ithal bir çanta markası olacaktır. Düşün Şiddetinde Bir Yazgı Annesi iki yaşındayken ölen bu yüzden yüzünü dahi bilmeyen, ömrü boyunca tüm kadınların yüzünde annesini arayan ve bu kayıp anne imgesini çağrıştıran kadınlara âşık olan Nerval’in ideal imgesine karşılık düşecek bir yüz çıkar bir gün karşısına. Tombul, anaç görünen ve asla femme fatale olmayan bir tiyatro oyuncusudur bu: Jenny Colon. Nerval bu anaç kadından tıpkı Dante gibi ilahi bir güzellik, tanrısal bir aşk, bir Beatrice çıkarır. Aurélia kitabının mülhimi olur.“Her yerde ölüyor, ağlıyor ve acı
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma
8/10
·95 syf.··
2018 10. kitabı
Şizofrenik bir zihin. Pişmanlıklar içinde kıvranan bir ruh. Bu kıvranışın maddi olandan olmayana çektiği incecik ip. Kendini bu ipin üstünde kayar gibi duyumsayan bir adam. Farklı bir romandı. Aynı anda hem yoğun hem de yalındı. Okurken Nuh tufanından Divân edebiyatının metaforlarına; Yunan mitolojisinden Hint inançlarına savrulup durdum. Kitaplığımın en özel eserlerinden biri.
Siyaset
AuréliaGérard de Nerval · Cumhuriyet · 2001255 okunma
Puan vermedi·113 syf.·
2020 17. kitabı
Kısacık kitaba kısa bir inceleme Rüyalar, hayal ve gerçekler iç içe Düşüncelerini rüyalarında gerçekleştiriyor ya da gerçekte oluyor mu? Aurelia öldü mü gerçekten? Bizi böyle şizofrenik yapan son damla mıydı bu? Derin bir psikoloji ve hayal ürününe sahip bir kitap. Okurken birden fazla şeyi düşünmeniz gerekebilir. Kısa ama etkiledi beni.
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma
Ortaya Karışık
Puan vermedi·110 syf.··
2024 63. kitabı
Bayıldım. Aşk acısı yüzünden akıl sağlığını yitiren yazar kendi deneyimlerini anlatıyor. Bir tedavi merkezindeki rüyalar, sanrılar, imgelerle dolu zihni gerçek dünya ve bu dünya arasında gidip geliyor. Aşk nasıl bir yoğunluksa beyinde böyle bir etkide bulunuyor. İnsanı hem özgürleştirip hem de bir labirente hapsedebiliyor. Bu ikisinin karışımı akıl hastalığı oluyor sanırım. Zihniyle tarihte gezinen adamın aklında ne yok ki; kadim yahudi öğretisi kabala, İslamiyet, Hıristiyanlık, İskandinav ve Yunan Mitolojileri, tarihteki bir sürü karakter olay ve olgu. Çok güzel ve açıkçası beyni yoran bir anlatım. Bu kitabı daha önce niye fark etmedim dedirtti. Aklıma Sadık Hidayet'in anlatımı, 2008 yapımı işkence çeken insan ölümden sonrasını deneyimler temalı Martyrs filmi ve başrolünde Scarlett Johansson' un oynadığı Lucy filmi geldi. Lucy de beyninin yüzde yüzünü kullanınca benzer deneyimler yaşamıştı. Rus,Alman İngiliz edebiyatları iyi de bana göre dünyanın en iyi edebiyatı Fransız edebiyatidir.
Edebiyat -Felsefe-Aşk
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma
10/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
Rüyanın ikinci bir hayat olduğunu yazarak başlıyor kitaba Nerval. Rüya, (ölmüş) ruhların dolaştığı bir yaşamdır. Rüyanın kahramanlarının bedenlerinin içinde ölmüş ruhlar vardır. Böylelikle Nerval'e göre uykunun ilk anları ölümün imgesi. Bununla paralel bir biçimde bir gün Nerval rüyasında "eş benliğini" görmüştür. Kendi benliğinizle bir şekilde karşılaşmak çoğu kültürde ölüm habercisi olarak kabul edilir. Nerval de ölümün telaşına düşer. Ancak, bu ölüm haberi kendisinin ölüm haberi midir, yoksa sevdiği kadın Aurelia'nın mı? Nerval, sevdiği kadın Aurelia'dan bahsederken onunla yollarının ayrıldığını bize söyler. Eğer ölüm habercisi Aurelia içinse ancak bu ölüm, Aurelia'nın fiziki ölümüne dair değil, Nerval'in beyninden silmek istemediği Aurelia ile anıların ölümüdür. Peki, "eş benliğin" görünmesi kimin ölümü olacaktır? Bana kalırsa bu bir ayrım değildir çünkü Nerval'in kafasından silemediği anılar onun kendi içerisinde biçimlendirdiği dolayısıyla zihninde kendi benliğinin bir parçasını Aurelia'nın bedenine büründürmesidir. Aurelia, Nerval'in benliğiyle bir diyaloğudur belki de, onun kendisiyle bir hesaplaş(ama)ması. Bu kitabı yazdıktan kısa bir süre sonra Nerval intihar etmiştir. Kesinlikle okunup üzerine düşünülebilecek bir anlatı
Edebiyat
AuréliaGérard de Nerval · Cumhuriyet · 2001255 okunma
6/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2017 57. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2017 00:00
Kısa ve güzel bir kitaptı ama biraz fazla psikolojikti. Neredeyse 250-300 yıllık bir eser ve türünün ilk örneklerinden olduğunu kabul edelim. Fransızların fikirlerinin, düşüncelerinin akıma nasıl neden olduğunu bunun gibi kitaplar oldukça iyi açıklıyor ..
AuréliaGérard de Nerval · Cumhuriyet · 2001255 okunma
9/10
·95 syf.··
2021 6. kitabı
Aurelia öldü. Yazar, eski sevgilisini kocasıyla ve çocuklarıyla mutlu mutlu piknik yaparken gördüğünde intihar etti. Her meyveyi yediğinde tatlılığından çok acısını aldı ve gezgin yaşadığı dünyadan kendini bir uyku vasıtasıyla sürgün etti. Söylediklerim bir güzel yakıştırma değil şairin kendisini azad eden itikada teslim olunuşu. Aurelia aşkı ve ateşi temsil eder. Yaşam ateşi hiç bu kadar yakın olmamıştı Nerval'a. Şiir niteliğinde gerçek-hayal karışımı bir kitap benim için eğlenceli. Türkiye, suriye ve batı avrupanın izleri kitapta çok silik olsa da fark etmek mümkün. Sevgiler...
Aklımın Ermediği Şeyler
AuréliaGérard de Nerval · Cumhuriyet · 2001255 okunma
10/10
·95 syf.··
2023 16. kitabı
Çağlardır insanın aklını meşgul eden zihin-beden düalizmi, Descartes tarafından sistematikleştirilmiş; ancak Nerval tarafından sahiden de tecrübe edilmişti. Bu müthiş raporlama yeteneğine sahip yazarın gezdiği alemlerden bana aktardıkları öylesine yoğun düşüncelerdi ki, kafamdaki düşünceler dinlediğim müziğin, çevremdeki insanların seslerini, yüzlerini, bedenlerini - bütünüyle varlıklarını bastırmaya başlamıştı. Sanki zamandan ve mekandan azad edilmiştim de sonsuz yıldız ışıklarının açıldığı bir girdap içinde, düşüncelerin patlayışının çıkardığı kuvvetle bilinçsiz bir nesne gibi ilerliyordum. Artık kafamdaki düşünceleri bastırmak elimden gelmiyordu. Artık yokluğu yüzünden epeydir acı çektiğim ilham, beynimin içine, geri kalan her şeyi müthiş bir çekim kuvvetiyle çekip, kendini zorla tıkıyordu. Ancak gördüğüm şeyler, büsbütün yazıya herhangi bir kültürün herhangi bir dilinde aktarılabilecek şeyler değildi. Uzunca zamandır, gerçeklerde düşlerimi kurmaya çalışmış ve birçok kez hayal kırıklığına uğramış ben, nihayet bunun beyhudeliğini kavrıyor ve yaşadığım sayısız alemdeki anıların hasretini çekiyordum. Hiçbir şey ilgimi çekmiyor gibiydi, yalnızca rüya görmeye devam edebilmeme olanak sağlayacak zaruri ihtiyaçların tatmini yeterliydi. Kendimi, bu yazıtları okumadığım zamanlarda, bağımlılıktan muzdarip biri gibi hissediyordum ve kafamın içindeki düşünceler kulaklarımdan, burnumdan ve ağzımdan fışkırmaya varacak raddeye geliyordu. Sanki bir an olsun kendimi bu düşüncelerin içinde bulmazsam, o düşünceler onlara ihanet etmişim gibi beni pençeleriyle kendilerine doğru çekiyor ve bu sefer bu işi gönüllü yaptığımda duyduğum şevkten ziyade ıstırap dolu bir serüven yaşatıyordu. "Kimse kurtaramaz artık beni." diye iyiden iyiye düşünmeye başlamıştım. Nerede sona erecekti gördüklerim
Edebiyat
AuréliaGérard de Nerval · Cumhuriyet · 2001255 okunma

Yazar Hakkında

Gérard de NervalYazar · 7 kitap
Paris'te doğan Nerval iki yaşındayken, annesi Silezya'da vefat eder. Babası, Napolyon'un ordusunda askeri doktordur. Amcası, Antoine Boucher'in yanında; Valois bölgesinin kırsal kesimi olan Mortefontaine'de yaşar. Babasının 1814 yılında savaştan dönmesi üzerine tekrarParis'e gönderilir. Birçok defa, Valois tarlalarına geri dönen Nerval, Valois şarkıları ve efsanelerini bu dönemde yaratır. Çevirmenlik hevesi, Goethe'in Faust (1828) eseriyle başlar ve bu O'nu ünlü eder. Goethe'nin de takdirlerini alan Nerval, 1840'lı yıllarda daHeinrich Heine'nin şiirlerini Fransızca olarak sunar. Üniversite'ye gittiği 1820'li yıllarda Theophile Gautier ve Alexandre Dumas ile dost olur. Nerval'in şiirleri Romantik Deizm içerir; bu dönemde hayranları arasında Victor Hugo da bulunmaktadır. Dönemin Mason dünyasının önemli şahıslarından olan Nerval, uyuşturucu madde bağımlısı olmuş; 1841 yılı itibariyle birkaç kez akıl hastanesinde yatmıştır. Görevi vesilesi ile birçok ülke gezen Nerval, hiçbir şehirde yerleşik bir hayat sürememiştir. O'nun Paris'de 1820'li yıllarda, Lüksemburg ve Hollanda'da da 1830'lu ve 1840'lı yıllarda yaşadığı aşkları şiirlerine de yansımıştır. 1855 yılında, 47 yaşındayken Paris'te bir parkta ilk aşık olduğu kadını ailesi ile piknik yaparken görür. Çocuklarıyla mutlu olan babanın yaşamını kıskanarak tekrar bir bunalım içerisine girer. (Başka bir görüşe göre de; ilk aşkını, kocası ile beraber balkonda çocuklarıyla yemek yerken gördüğüdür.) Öldüğü gün, "Sıcak bir kış günü" tasviriyle dünya tarihine geçer. Gérard Labrunie 'nin yazılarında kullandığı ismidir. Romantizmin en güçlü temsilcisi olan Fransız; şair, yazar ve gezgindir. Birçok defa Türkiye'ye de uğramış, İstanbul'un en çok mezarlıklarını beğenmiştir. Dünyaedebiyat tarihinin en önemli şairlerinden ve yazarlarından biridir.