Hasan Çavuş

Soracağım soruları cevaplayabilecek müslüman var mı?
Birkaç soru var kafamda dininize güveniyorsanız buyrun lütfen?
Din
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Sosyal medya yasası 18 Ekim 2022 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni yasada yaptığınız paylaşım toplum kurallarını(statüko) bozuyorsa 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. Hatta şartları ihlal eden paylaşımı paylaşanlar(retweet) da aynı şekilde cezalandırılacak. Sosyal medyada insanlara anlatmak istediğiniz şeyler statükoyu etkilerse başınıza nelerin geleceğini ortaya koyuyor. Toplumlar farklı düşünceye açık olduğu sürece ilerler, gelişir ve özgürleşirler . Özgür insan her istediğini yapan değil düşüncesinde hiçbir sınır olmadan kendini ifade edendir. Düşünce ve gerçeklerin önünde bunca engel varken ne yapmalı? Çoğu şeyi düşündüler ama en önemli şeyi unuttular; kitapları! Bir eylem yapmak, insanlara bir şeyler anlatmak ve değiştirmektir. Size katılanlar olursa sesiniz büyür ve başarıya ulaşabilirsiniz ya da en azından kendinizi ifade etmiş olursunuz. Bir kitabı okumak, anlamak eylemi başlatmaktır çünkü siz saatlerce bir insanı bir dinlemiş fikirlerini anlamış olursunuz. Bu durumda bu eyleme dahil olmuş onu anlamış olursunuz. Özgür olmak için ilk eylemimizi başlatalım. 1984’ü okuyalım!
Sosyal Medya Sansürü

Hasan Çavuş

, bir kitap okudu
8/10
·94 syf.·
2022 4. kitabı
Molière
7.9/10 · 6,9bin okunma

Hasan Çavuş

, bir kitabı yarım bıraktı
%58 (239/408 syf.)
Madeline Miller
8/10 · 44,2bin okunma
Ümmetçilik kimliği siler, Türk’ün bilinci silikleşir
Din birliğinin de bir ulusun kuruluşunda etkili olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüzün önündeki Türk ulusu tablosunda bunun tersini görmekteyiz. Türkler, Arapların (İslâm) dinini kabul etmeden önce de büyük bir ulus idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin (İranlıların), ne de Mısırlıların ve başkalarının Türklerle birleşip bir ulus oluşturmalarına hiçbir etki etmedi. Tersine, Türk ulusunun ulusal bağlarını gevşetti; ulusal duygularını, ulusal heyecanını uyuşturdu. Bu pek doğal idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı, bütün ulusların üstünde yaygın bir Arap ulusçuluğu politikasına dayanıyordu. Bu Arap düşüncesi, ümmet sözcüğü ile dile getirildi. Muhammed'in dinini kabul edenler, kendilerini unutmaya, yaşamlarını Allah sözcüğünün her yerde yükseltilmesine adamaya zorunlu idiler. Bununla birlikte, Allah'a kendi ulusal dilinde değil, Allah'ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla tapınma ve duada bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe Allah'a ne dediğini bilmeyecekti. Bu durum karşısında Türk ulusu birçok yüzyıllar boyunca ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin, âdeta, bir sözcüğünün anlamını bilmediği hâlde Kur'an'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.
Sayfa 28 - Örgün Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih