Nerval ile tanışmam 2006’da Küçük Aylaklık Şatoları ile oldu. Şiir hobim şiir fobime dönüşmemişti henüz. Kitaplar unutuluyor zamanla ama ‘Melankolinin Kara Güneşi’ hep aklımda ve daha sonraları bir çok yazar şair tarafından kullanılan bir imge olduğunu da öğrendim.
Aurelia’yı okudum, bugün bitti. Rüyalarla gerçeklerin birbirine karıştığı, zaman zaman ayırt edilemediği, romantizm akımından bir kitap. Sembolik diyenler de var. Dikkatli okumak gerekiyor. Werther’inkini andıran bir aşk acısı var kitapta. (Bu arada 19-20 yaşlarında Faust’u çevirmiş Fransızcaya Nerval. Goethe çok etkilenmiş bu çeviriden.)
Fransız Yazar romantizm, sembolizm, sürrealizm, deizm gibi akımlarla anılıyor. 1808 - 1855 yılları arasında yaşamış ve Balzac, Alexandre Dumas, Victor Hugo, Proust, Baudelaire, Rimbaud, Mallarmé, Apollinaire ve Ahmet Hamdi Tanpınar, Attila İlhan, Cahit Sıtkı Tarancı’ya ilham vermiş, Umberto Eco en büyük hayranlarından biriymiş. Dikkatli okurlar Masumiyet Müzesi’nde rastlamışlardır sanırım.
Nerval’in ağır sorunları olduğu, zamanının önemli bir bölümünü çeşitli akıl hastanelerinde geçirdiği söyleniyor. Aurelia’da da var akıl hastanelerinden bazı bölümler. Kitabın otobiyografik olduğu söylenebilir bu durumda. Sokakta kendisini elektrik direği ya da pencere demirine asarak intihar ettiğinde cebinden Aurelia’nın son sayfası çıktığı söyleniyor bazı kaynaklarda. Gustave Dore tarafından çizilmiş ‘Gerard de Nerval’in İntiharı’ isimli bir resim var. Erdoğan Alkan ‘Düş Gezgini’ adlı kitabında derinlemesine incelemiş Neval’i.