Uzun Öykü

Aurélia

Gérard de Nerval
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 7 dk.
Sayfa Sayısı:
110
Basım Tarihi:
Eylül 2018
İlk Yayın Tarihi:
Nisan 2001
Yayınevi:
Kolektif Kitap
Orijinal Adı:
La rêve et la vie
ISBN:
9786052205129
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bir Zihnin İç Yolculuğu
8/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
İlk etapta bir aşk anlatısı gibi görünse de metnin derinlerinde insanın kendi zihniyle ve bilinçdışıyla kurduğu oldukça kırılgan bir ilişki yer alıyor. Anlatıcı kendi iç dünyasının dehlizlerinde adeta savruluyor. Zaman zaman rüyalar, imgeler ve sezgiler aracılığıyla başka bir gerçekliğin eşiğine yaklaşıyor. Bu yolculuk bir yandan büyüleyici diğer yandan kasvetli ve tedirgin edici. Bir noktadan sonra insan yalnızca bu dünyayı yaşamıyor, onu anlamaya ve hatta kontrol etmeye de çalışıyor. Bilinçdışının kapısını araladığını düşündüğünde bir süre sonra ona hükmedebileceğini de zannedebiliyor. “Neden," dedim kendi kendime, "tüm irademi kullanarak sonunda bu gizemli kapıları açmayı ve duygularıma boyun eğmek yerine onlara hükmetmeyi başaramayayım?" (s. 111) Metin ilk etapta romantik bir bağlılık gibi görünüyor. Ama biraz durup düşününce bu cümlede yalnızca birine yönelmek değil de ben insanın ötekinde kendi iç dünyasının bir yansımasını bulmasını görüyorum. Ötekine baktıkça kendimize dair bir şey görebilmemiz aşk duygusunun asıl etkisi bana göre. Kitap ilerledikçe anlatıcı rüyalarına ve içsel deneyimlerine giderek daha fazla anlam yüklemeye başlıyor. Hatta bir noktada onları kontrol edebileceğini düşünmeye oldukça yaklaşıyor. Ama tam burada bir kırılma yaşıyor. İnsan bilinçdışını yönetmeye çalıştıkça aslında onun karşısında ne kadar kırılgan olduğunu da fark ediyor. Kutsal kabul ritüelinin sınavlarına tabi kılındığımdan emin olduğum anda ruhum yenilmez bir güçle doldu. Kendimi tanrıların bakışları altında yaşayan bir kahraman olarak gördüm..." (s.93) Finalde ilginç bir geri çekiliş var. Anlatıcı bir noktada yaşadıklarını açıklamak için yeniden akla sığınıyor ve bütün bu deneyimi “bir rüya” olarak yorumlamaya yöneliyor. Bu açıklama metnin bıraktığı etkiyi ortadan
Edebiyat
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma
Bir Düş Mültecisi: Gérard de Nerval
Puan vermedi·110 syf.··
2021 2. kitabı
“Kaba Oyalanmalar” Bazen bir çift göz gibi peşine takılırız bir çift sözün. Zihnimize kazınan bir çift bakış gibi zihnimizde yankılanır o bir çift söz. Nerval’in peşine o bir çift sözün keşfi yüzünden takılmıştım ben de. Üstelik bambaşka bir sokakta. Orhan Pamuk’un en sevdiğim romanı Masumiyet Müzesi’nde: "Fransız şair Gerard de Nerval'in bir kitabını okudum. En sonunda aşk acısından kendini asan şair, hayatının aşkını sonuna kadar kaybettiğini anladıktan sonra, Aurélia adlı kitabının bir sayfasında, bundan sonraki hayatın kendisine yalnızca "kaba oyalanmalar" bıraktığını söyler." dediği yerde. Hakiki bir kayıptan arta kalan “kaba oyalanmalar”dan başka nedir ki zaten? Pamuk, Nerval’e olan ilgisini kahramanı Kemal’e bahşederken bir aşk acısı boşluğundan arta kalan hissi de betimlemiş oluyordu: “Güzelliğinden ya da kendimi çok yakın hissettiğim hareketlerinden ve teninden sızan bir ışık, bana dünyanın gitmem gereken merkezinin onun yanı olduğunu hatırlatıyordu. Geri kalan yerler, kişiler, meşgaleler kaba oyalanmalardan başka bir şey değildi." Pamuk’un Nerval’e tek göndermesi bu değildir. Nerval’in büyük aşkı olan tiyatrocu Jenny Colon, Masumiyet Müzesinin başkarakteri Füsun’un çalıştığı Nişantaşı Şanzelize Butik’te ithal bir çanta markası olacaktır. Düşün Şiddetinde Bir Yazgı Annesi iki yaşındayken ölen bu yüzden yüzünü dahi bilmeyen, ömrü boyunca tüm kadınların yüzünde annesini arayan ve bu kayıp anne imgesini çağrıştıran kadınlara âşık olan Nerval’in ideal imgesine karşılık düşecek bir yüz çıkar bir gün karşısına. Tombul, anaç görünen ve asla femme fatale olmayan bir tiyatro oyuncusudur bu: Jenny Colon. Nerval bu anaç kadından tıpkı Dante gibi ilahi bir güzellik, tanrısal bir aşk, bir Beatrice çıkarır. Aurélia kitabının mülhimi olur.“Her yerde ölüyor, ağlıyor ve acı
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma
Puan vermedi·113 syf.·
2020 17. kitabı
Kısacık kitaba kısa bir inceleme Rüyalar, hayal ve gerçekler iç içe Düşüncelerini rüyalarında gerçekleştiriyor ya da gerçekte oluyor mu? Aurelia öldü mü gerçekten? Bizi böyle şizofrenik yapan son damla mıydı bu? Derin bir psikoloji ve hayal ürününe sahip bir kitap. Okurken birden fazla şeyi düşünmeniz gerekebilir. Kısa ama etkiledi beni.
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma
Ortaya Karışık
Puan vermedi·110 syf.··
2024 63. kitabı
Bayıldım. Aşk acısı yüzünden akıl sağlığını yitiren yazar kendi deneyimlerini anlatıyor. Bir tedavi merkezindeki rüyalar, sanrılar, imgelerle dolu zihni gerçek dünya ve bu dünya arasında gidip geliyor. Aşk nasıl bir yoğunluksa beyinde böyle bir etkide bulunuyor. İnsanı hem özgürleştirip hem de bir labirente hapsedebiliyor. Bu ikisinin karışımı akıl hastalığı oluyor sanırım. Zihniyle tarihte gezinen adamın aklında ne yok ki; kadim yahudi öğretisi kabala, İslamiyet, Hıristiyanlık, İskandinav ve Yunan Mitolojileri, tarihteki bir sürü karakter olay ve olgu. Çok güzel ve açıkçası beyni yoran bir anlatım. Bu kitabı daha önce niye fark etmedim dedirtti. Aklıma Sadık Hidayet'in anlatımı, 2008 yapımı işkence çeken insan ölümden sonrasını deneyimler temalı Martyrs filmi ve başrolünde Scarlett Johansson' un oynadığı Lucy filmi geldi. Lucy de beyninin yüzde yüzünü kullanınca benzer deneyimler yaşamıştı. Rus,Alman İngiliz edebiyatları iyi de bana göre dünyanın en iyi edebiyatı Fransız edebiyatidir.
Edebiyat -Felsefe-Aşk
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma
8/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2019 15. kitabı
Gerard de Nerval 20 yaşında Faust çevirisi yaptı Gothe dahil pek çok yazarın övgüsünü kazandı. Asıl adı Gerard Labrunie, 1848 yılında depresif nöbet sonrasında akıl hastanesine kapatıldı ve bu olaydan sonra ismini Nerval olarak değiştiridi. 47 yaşında 1855'de intihar etti . Aurelia'nın son sayfası intiharının ardından cebinde bulundu. Gördüğü halüsinasyonları ve rüyaları bu kitabında bir araya getiriyor.
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2025 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2025 20:38
Nerval ile tanışmam 2006’da Küçük Aylaklık Şatoları ile oldu. Şiir hobim şiir fobime dönüşmemişti henüz. Kitaplar unutuluyor zamanla ama ‘Melankolinin Kara Güneşi’ hep aklımda ve daha sonraları bir çok yazar şair tarafından kullanılan bir imge olduğunu da öğrendim. Aurelia’yı okudum, bugün bitti. Rüyalarla gerçeklerin birbirine karıştığı, zaman zaman ayırt edilemediği, romantizm akımından bir kitap. Sembolik diyenler de var. Dikkatli okumak gerekiyor. Werther’inkini andıran bir aşk acısı var kitapta. (Bu arada 19-20 yaşlarında Faust’u çevirmiş Fransızcaya Nerval. Goethe çok etkilenmiş bu çeviriden.) Fransız Yazar romantizm, sembolizm, sürrealizm, deizm gibi akımlarla anılıyor. 1808 - 1855 yılları arasında yaşamış ve Balzac, Alexandre Dumas, Victor Hugo, Proust, Baudelaire, Rimbaud, Mallarmé, Apollinaire ve Ahmet Hamdi Tanpınar, Attila İlhan, Cahit Sıtkı Tarancı’ya ilham vermiş, Umberto Eco en büyük hayranlarından biriymiş. Dikkatli okurlar Masumiyet Müzesi’nde rastlamışlardır sanırım. Nerval’in ağır sorunları olduğu, zamanının önemli bir bölümünü çeşitli akıl hastanelerinde geçirdiği söyleniyor. Aurelia’da da var akıl hastanelerinden bazı bölümler. Kitabın otobiyografik olduğu söylenebilir bu durumda. Sokakta kendisini elektrik direği ya da pencere demirine asarak intihar ettiğinde cebinden Aurelia’nın son sayfası çıktığı söyleniyor bazı kaynaklarda. Gustave Dore tarafından çizilmiş ‘Gerard de Nerval’in İntiharı’ isimli bir resim var. Erdoğan Alkan ‘Düş Gezgini’ adlı kitabında derinlemesine incelemiş Neval’i.
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma
10/10
·110 syf.··
2019 41. kitabı
Rüyalarımızda güneşi göremez miyiz sahi? Çok seversek kendimizden geçecek kadar gerçek ve rüya arasına sıkışır mıyız? Dünyayı dolaşsak bile bazı acılarımızı unutabilir miyiz? Satır araları, kurgu ve cümleleri ile etkileyici bir kitap.
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma
8/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2024 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2024 11:17
Nerval'in sinirsel bir hastalığın pençesinde kıvrandığı, gerçekle hayali birbirinden ayırt edemeden hezeyanlar içinde geçen dönemde rüyalarını yazdığı bir eser. Gerçek dışı olduğu kadar hakikatle iç içe. İnsanın bitmeyen dünya serencamını rüyalarında gördüğü imgelemelerle anlatması ve bunu mükemmel bir şekilde başarması... İnsanı şoke ediyor bazı satırlar. Sonra diyorsunuz; insan hep aynı. Aynı sınavlardan geçiyor, duygularıyla, zalimliğiyle, iyi veya kötü yanlarıyla yüzleşmek mecburiyetinde olduğu bir dünya yolculuğu içinde yürüyor Tanrısına. Hesap vereceğinin bilinci insanı insan yapıyor. Farklı bir kitaptı. Okumak isteyeni kim tutabilir ki?
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma
8/10
·95 syf.··
2018 10. kitabı
Şizofrenik bir zihin. Pişmanlıklar içinde kıvranan bir ruh. Bu kıvranışın maddi olandan olmayana çektiği incecik ip. Kendini bu ipin üstünde kayar gibi duyumsayan bir adam. Farklı bir romandı. Aynı anda hem yoğun hem de yalındı. Okurken Nuh tufanından Divân edebiyatının metaforlarına; Yunan mitolojisinden Hint inançlarına savrulup durdum. Kitaplığımın en özel eserlerinden biri.
Siyaset
AuréliaGérard de Nerval · Cumhuriyet · 2001255 okunma
10/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
Rüyanın ikinci bir hayat olduğunu yazarak başlıyor kitaba Nerval. Rüya, (ölmüş) ruhların dolaştığı bir yaşamdır. Rüyanın kahramanlarının bedenlerinin içinde ölmüş ruhlar vardır. Böylelikle Nerval'e göre uykunun ilk anları ölümün imgesi. Bununla paralel bir biçimde bir gün Nerval rüyasında "eş benliğini" görmüştür. Kendi benliğinizle bir şekilde karşılaşmak çoğu kültürde ölüm habercisi olarak kabul edilir. Nerval de ölümün telaşına düşer. Ancak, bu ölüm haberi kendisinin ölüm haberi midir, yoksa sevdiği kadın Aurelia'nın mı? Nerval, sevdiği kadın Aurelia'dan bahsederken onunla yollarının ayrıldığını bize söyler. Eğer ölüm habercisi Aurelia içinse ancak bu ölüm, Aurelia'nın fiziki ölümüne dair değil, Nerval'in beyninden silmek istemediği Aurelia ile anıların ölümüdür. Peki, "eş benliğin" görünmesi kimin ölümü olacaktır? Bana kalırsa bu bir ayrım değildir çünkü Nerval'in kafasından silemediği anılar onun kendi içerisinde biçimlendirdiği dolayısıyla zihninde kendi benliğinin bir parçasını Aurelia'nın bedenine büründürmesidir. Aurelia, Nerval'in benliğiyle bir diyaloğudur belki de, onun kendisiyle bir hesaplaş(ama)ması. Bu kitabı yazdıktan kısa bir süre sonra Nerval intihar etmiştir. Kesinlikle okunup üzerine düşünülebilecek bir anlatı
Edebiyat
AuréliaGérard de Nerval · Cumhuriyet · 2001255 okunma

Yazar Hakkında

Gérard de NervalYazar · 7 kitap
Paris'te doğan Nerval iki yaşındayken, annesi Silezya'da vefat eder. Babası, Napolyon'un ordusunda askeri doktordur. Amcası, Antoine Boucher'in yanında; Valois bölgesinin kırsal kesimi olan Mortefontaine'de yaşar. Babasının 1814 yılında savaştan dönmesi üzerine tekrarParis'e gönderilir. Birçok defa, Valois tarlalarına geri dönen Nerval, Valois şarkıları ve efsanelerini bu dönemde yaratır. Çevirmenlik hevesi, Goethe'in Faust (1828) eseriyle başlar ve bu O'nu ünlü eder. Goethe'nin de takdirlerini alan Nerval, 1840'lı yıllarda daHeinrich Heine'nin şiirlerini Fransızca olarak sunar. Üniversite'ye gittiği 1820'li yıllarda Theophile Gautier ve Alexandre Dumas ile dost olur. Nerval'in şiirleri Romantik Deizm içerir; bu dönemde hayranları arasında Victor Hugo da bulunmaktadır. Dönemin Mason dünyasının önemli şahıslarından olan Nerval, uyuşturucu madde bağımlısı olmuş; 1841 yılı itibariyle birkaç kez akıl hastanesinde yatmıştır. Görevi vesilesi ile birçok ülke gezen Nerval, hiçbir şehirde yerleşik bir hayat sürememiştir. O'nun Paris'de 1820'li yıllarda, Lüksemburg ve Hollanda'da da 1830'lu ve 1840'lı yıllarda yaşadığı aşkları şiirlerine de yansımıştır. 1855 yılında, 47 yaşındayken Paris'te bir parkta ilk aşık olduğu kadını ailesi ile piknik yaparken görür. Çocuklarıyla mutlu olan babanın yaşamını kıskanarak tekrar bir bunalım içerisine girer. (Başka bir görüşe göre de; ilk aşkını, kocası ile beraber balkonda çocuklarıyla yemek yerken gördüğüdür.) Öldüğü gün, "Sıcak bir kış günü" tasviriyle dünya tarihine geçer. Gérard Labrunie 'nin yazılarında kullandığı ismidir. Romantizmin en güçlü temsilcisi olan Fransız; şair, yazar ve gezgindir. Birçok defa Türkiye'ye de uğramış, İstanbul'un en çok mezarlıklarını beğenmiştir. Dünyaedebiyat tarihinin en önemli şairlerinden ve yazarlarından biridir.